Güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Temmuz, 2014

ERKEN BAYRAM MESAJI


Her gününüzün bayram tadında geçmesi dileğiyle... İYİ BAYRAMLAR



Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan...
Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir; sevmeninkini yalnızlık...
Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır.
Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp "çok şükür bugünü de gördük" diyebilmek...
Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.
Yoğun bakımda sancılı geceyi ya da kangren olmuş bir ilişkiyi bitirmek de öyle...
En acıktığın anda dumanı tüten bir somunun köşesini bölmek, korktuğunda güvendiğine sarılabilmek, dara düştüğünde dost kapısını çalabilmek bayramdır.
Bir sürpriz paketinden çıkan hediye, tatlı bir şekerlemede üstüne serilen battaniye, saçlarını müşfik bir sevgiyle okşayan anne bayramdır.
"Ona güvenmiştim, yanılmamışım" sözü bayramdır.
Hiç aldatmamış, aldanmamış olmak bayram...
Yeni eve asılan basma perdeler, alın teriyle kazanılmış ilk rızkın konduğu çerçeveler, yüklü bir borcun son taksiti ödenirken sıkılan eller bayramdır.
Evde yalnızlığı noktalayan insan nefesi, akşam kapıda karşılayan yavuklu busesi, sevdalı bir elin tende gezmesi, nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır.
Alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta ölebilmek bayram..
Bunların kadrini bilirseniz, kıymet bilmeyi öğrenirseniz her gününüz bayram olur.
Meraklanmayın, öyledir diye size deli demezler.
Deseler de böyle delilik, bayram artığı günlerdeki nankör akıllılıktan evladır…..

Can DÜNDAR..



08 Mart, 2013

DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN...

Kadın ile ilgili en çok sevdiğim şiir ve maile' me gelen karikatür... 
Gününüz Kutlu Olsun


KADIN
Kimi der ki kadın
uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın yeşil bir harman yerinde
dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir.
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran,
Kimi der ki çocuk doğuran,
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
O benim kollarım, bacaklarım.
Yavrum, annem, karım, kız kardeşim hayat arkadaşımdır./ NAZIM HİKMET



08 Ocak, 2013

HUMAN/İNSAN

Durup biraz düşünmek için,...



03 Aralık, 2012

TRABZON HURMASI ve CUMALIKIZIK KÖYÜ


Kurban bayramında üç günlük Bursa gezimizde ilk defa gördüğüm Trabzon Hurması ağacına hani neredeyse vuruldum diyebilirim. Yeşil ve turunculara bezenmiş, bol meyvesi olan öyle güzel ve öyle heybetli bir ağaçtı ki anlatamam. Yıllar önce Trabzon Hurması ile komik bir anı yaşadım. Annemlere giderken çok sevdiğini bildiğim için marketten Trabzon Hurması aldım. En sert, eziği, büzüğü olmayan, en diri olanlarını seçtim ve anneme götürdüm. Yemesini beklerken bir kaç gün gazeteye sarıp bekleteyim, biraz yumşasınlar demez mi? ne yumuşaması ben onları özellikle öyle seçtim derken annem gülmekten yerlere yattı diyebilirim. Meğer olgun olanları makbulmüş. Karbonhidrat, protein ve yağ açısından zengin olduğu için özellikle üşümeye karşı birebirmiş. A vitamini açısından da zengin olan meyve, kalp rahatsızlıklarına ve daha bir çok bir şeye iyi geliyormuş. Kekremsi tadından dolayı ikimizin arası pek iyi değil ama; olsun banakalırsa siz yeyin derim. Bu arada Bursa inanılmaz yeşil, gezilecek, görülecek yeri bol olan, tarihi dokusu çok da bozulmamış benim çok beğendiğim şehirlerden sanırım en önde olanlardan birisi. Hurma ağacını gördüğümüz köyün adı Cumalıkızık köyü. Kızık iki vadi arasında kalan köy demekmiş. Cumalıkızık diğer köylerden Cuma namazı kılmaya gelinen yer olduğu için bu adı almış. Banakalırsa bazı şeyler yazmakla olmaz, yaşamak lazım biliyorum ama, henüz görmediyseniz Bursa bir kaçamak için aklınızda bulunsun. 













13 Kasım, 2012

KIŞA HAZIR MISINIZ?




Geldi gelecek derken kış kapıya iyice dayandı artık. Hepimizin çocuklarımıza, kendimize hazırladığımız, bazen bir arkadaştan, bazen bir büyüğümüzden öğrendiğimiz bir karışım yada uyguladığı tarif vardır. Ben genelde boğaz ağrısı yada gripal durumlar için bir bardak ılık suya 1 tatlı kaşığı bal ve yarım limon sıkıyorum. Bazen de bir bardak süte 1 tatlı kaşığı zencefil ve 1 tatlı kaşığı tarçın koyuyorum. Annem Elma ve karabiber yapar yıllardır uğraştığı faranjiti için. Kız kardeşim bala, tarçın, zencefil, karabiber  ilave ederek başka bir karışım hazırlıyor. Yenilerde zerdaçal koyar oldum bu karışımlara. Zerdaçal ve zencefil bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardım ediyormuş. Tam da kış, karışımlar, ... derken Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'nun Hürriyet gazetesindeki köşesinde yazdığı aşağıdaki yazıyı okudum ve sizlerle de paylaşmak istedim. Kimbilir belki bildiğiniz, uyguladığınız şeylerdir, bilmeyenler ya da bilip de unutanlar için faydalı olur diye paylaşmak istedim. Banakalırsa uzun olduğuna aldanmayıp okuyun bir derim.Hastalıksız, sağlıklı ve mutlu bir kış geçirmemiz dileğiyle...


Kışa hazır mısınız?
Bedenimizi kışa hazırlamanın yolu yalnızca grip veya zatürree aşısı yaptırıp avuç avuç bağışıklık güçlendirici hap yutmaktan geçmiyor.
Yapılması gereken daha önemli, daha basit ve ucuz ama çok daha etkili şeyler var ve “o şeyler”in “ilk yedili”si şunlar olmalı...
BOL güneşli yaz günleri bitti. Pastırma sıcakları da geride kalıp havalar soğuyunca öksürüp hapşıranlar, “nezle-grip-sinüzit-bronşit” telaşına düşenler çoğalmaya başladı. Kısacası hemen herkeste tam bir “kış kapıda” durumu var. Zaten bu yüzden de hemen her yerde “kış hazırlıkları” yapılıyor. Peki bedeniniz? Kışa onu da hazırlıyor, onun için de bir şeyler yapıyor musunuz?
Diyelim ki “tamam!” dediniz ve “karar verdiniz!” peki o zaman “ne yapacağınızı” biliyor musunuz? Bu sorulara doğru yanıtlar bulmak istiyorsanız yazıyı dikkatle okumanızı öneririm. Nedenine gelince...

Kış hazırlığı denince aklımıza anında ve öncelikle “bağışıklık sistemimizi güçlendirmek” geliyor, sonra da bir telaştır gidiyor, “gelsin grip aşıları, gitsin bağışıklık hapları” durumları başlıyor. Oysa grip aşısının da, bağışıklık haplarının da işe yarayıp yaramadıkları hala tartışmalı konular. Pek çok uzman çok özel bazı durumlar dışında grip aşısı yaptırmanın, hele hele koşulsuz, kuralsız her önüne geleni aşılamanın doğru olmadığını söylüyor. Aynı durum bağışıklık destekleri için de söz konusu. Bu desteklerin ben de faydalarının fazlaca abartıldığı, işin ticari hale getirildiği düşüncesindeyim.
Özetle bedenimizi kışa hazırlamanın yolu yalnızca grip veya zatürree aşısı yaptırıp avuç avuç bağışıklık güçlendirici hap yutmaktan geçmiyor. Yapılması gereken daha önemli, daha basit ve ucuz ama çok daha etkili şeyler var ve “o şeyler”in “ilk yedili”si şunlar olmalı...


ADIM 1 
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/images/spacer.gifD VİTAMİNİ STOKUNUZ NE DURUMDA?

Bana sorarsanız işe kanınızdaki D vitamini seviyesini ölçtürerek başlamanız lazım. Eksikliği bağışıklık sistemini ciddi biçimde zayıflatan doğal maddelerin başında D vitamini geliyor. D vitamini seviyeniz 30’ların, hele hele 20’lerin altına inmişse tekrarlayan kış enfeksiyonlarıyla karşılaşmanız sürpriz olmuyor. Kışın daha az hastalanayım diye avuç avuç C vitamini yutmak yerine, öncelikle yeteri kadar D vitaminim var mı sorusuna yanıt aramalı ve eğer bir eksiklik söz konusuysa yerine koymalısı ve ne yapıp edip kandaki seviyeyi 50’li rakamların üstüne çıkarmalısınız. Bunun için fırsat buldukça güneşlenip ve aile hekiminiz dahil herhangi bir doktordan yardım isteyebilirsiniz. 

Çözüm: Fırsat buldukça güneşlenmek ve D vitamini desteği kullanmak...


ADIM 2
DEMİR GİBİ OLMAK İÇİN

Özellikle kadınların kışa hazırlanırken birkaç basit testle demir seviyelerine de baktırmalarında fayda var diye düşünüyorum. Bunu genç kız ve genç hanımların bilhassa da anne adaylarının ihmal etmemeleri lazım. Demirin eksik olduğu bir bedende bağışıklık sistemi de yeteri kadar verimli çalışmıyor. Demir zengini besinlere ağırlık verince de (et, yeşil sebzeler, bakliyat) iş kolayca çözümleniyor. 

Çözüm:Kırmızı et, bol sebze, haftada 2-3 kez bakliyat, ayda 1 kez ızgara karaciğer.


ADIM 3
PROBİYOTİK GÜCÜNÜZ NASIL?

Kışa girerken probiyotik gücünüzü de arttırmanız çok iyi olur. Probiyotik gücün kaynağı bağırsaklardaki faydalı bakteriler. Elimizde faydalı mikropların miktarını ölçebilen bir test maalesef hala yok ama her zamankinden daha fazla doğal yoğurt, kefir yiyerek ve probiyotik gücü arttıran besinlere (turşular, mayalı yiyecekler, boza) ağırlık vererek bağırsaklarımızdaki probiyotik bakteri miktarını arttırmakta her halükarda fayda var. İmkânınız varsa bağışıklığı güçlendiren probiyotik kapsüllerden de satın alıp birkaç aylık kürler yapmanız da iyi olur ama ben probiyotik gücünüzü de doğal yoldan desteklemenizi, yani daha çok kefir içip yoğurt yemenizi tavsiye ederim. 

Çözüm:  Kefir, yoğurt, ayran (ev yapımı), boza, ev yapımı taze turşular...


ADIM 4
KAROTENOİD DEPOLAYIN

Kış hazırlıklarına hücrelerinizde daha çok karotenoid depolamayı da eklemenizde fayda var. Daha ziyade sarı renkli yiyeceklerde (sarı dolmalık biber, portakal, greyfurt, havuç, kuru kayısı, kuru şeftali, Trabzon hurması) ve kırmızı besinlerde (domates, kırmızı erik, kan portakalı, pembe greyfurt, kırmızılâhana, pancar, kırmızıturp, yaban mersini, böğürtlen ve her türlü kırmızı meyve) bol miktarda bulunan bu maddelerin A vitamini öncüsü oldukları için de güçlü bir bağışıklık savaşçısı olduklarını hatırlatırım. 

Çözüm:  kırmızı, sarı dolmalık biber, domates, böğürtlen, pancar, kırmızılâhana, kırmızıturp, havuç, Trabzon hurması ve kavun.

ADIM 5
C VİTAMİNİ İTFAİYE GİBİDİR

Kış hazırlıklarınızı yaparken yiyecek içecek listelerimize C vitamininden zengin besinleri eklemeyi de unutmayalım ama C vitamininin “depolanan” bir vitamin olmadığını hep aklımızda olsun. C vitamini en fazla birkaç gün içinde (kullanılmadığı takdirde) böbrekler vasıtasıyla vücuttan atılıyor. Bu nedenle C vitamini zengini yiyecekleri (meyveler ve sebzeleri) taze ve olgun halleriyle ve mümkünse kabuklarıyla, düzenli yiyip içmeniz gerekiyor. C vitamini hapları da sadece kullanıldıkları günlerde ve acil durumlarda geçerli oluyor. Yani C vitamini tam bir “itfaiyeci” gibi çalışıyor, özellikle “acil durumlarda” çok işe yarıyor ve hizmete çağrıldı mı “Hızır gibi” yetişiyor. 

Çözüm: Portakal, limon, greyfurt, mandalina, nar, yeşil sebzeler, özellikle yeşilbiber ve otlar.


ADIM 6
MÜTHİŞ İKİLİ: ZERDEÇAL VE ZENCEFİL!

Önemli bir nokta da kış hazırlıklarını yaparken listenize zerdeçal ve zencefilden zengin basit besinler eklemeyi unutmamanızdır. Mesela her gün yarım bardak yoğurda ekleyeceğiniz birer çay kaşığı toz zencefil ve toz zerdeçal müthiş bir kış desteğidir ve bir “bağışıklık hapı” gibidir. Bu karışıma ekleyeceğiniz bir çay kaşığı tarçın ve bir çay kaşığı sızma zeytinyağı ile de tam bir “bağışıklık kokteyli” elde edeceğinizden emin olabilirsiniz. 

Çözüm: Zerdeçal, zencefil, tarçın ve zeytinyağlı bir kase doğal yoğurt.


ADIM 7
KIŞ BALIKSIZ OLMAZ

Kışa hazırlanırken bugünlerde bol bulunan taze ve yağlı balıklardan sık sık yemeyi de unutmayın. Balık, proteinden zengin oluşu yanında mükemmel bir omega-3 yağları kaynağı olması nedeniyle çok ama çok önemli bir besindir. Özellikle yağlı balıklar (lüfer, istavrit, palamut) omega-3 yağlarından çok zengindir. Küçük bir hatırlatma: Yağda kızartılan balıklarda omega-3 miktarı ciddi ölçüde azalıyor ve o pek değerli proteinlerin yapısı bozuluyor, aklınızda olsun… 

Çözüm: Hamsi, istavrit, lüfer, palamut...

05 Eylül, 2012

KAPI FOTOĞRAFLARI

KAPI FOTOĞRAFLARI

Kızım bu sene tatilde kapı fotoğrafları çekmeye merak sardı. Ayvalık ve Cunda da çekti fotoğrafları. Sen çek dedim, hem ben bloguma da koyarım. Farklı renk, malzeme, farklı tarz, modeldeki kapılara baktıkça eskiden kapıların bile bir karakteri, bir kişiliği varmış diye düşünmeden edemedim. Şimdi tek tip olmasa bile çoğu çelik olan, yaşayanların tarzıyla ilgili hiç bir bilgi vermediği gibi, soğuk, renksiz, sevimsiz....birbirine benzer kapılar var çoğumuzun evinde. Oysa bu kapılar insanın değişik bir aleme alıp götürüyor baktıkça. Kimler yaşadı, neler yaşandı arkalarında kimbilir. Hangi üzüntüler ve sevinçlere, hangi kültür, hangi dillere, doğumlar ile yaşam telaşı, ölümler ile vedalara, hüzünlere...  nelere tanık oldular ve olmaya devam etmekteler. Banakalırsa sahip çıkalım ve yaşatalım.

















Hepsi ayrı güzel, hepsinde kimbilir kaç çeşit hikaye...


12 Haziran, 2012

İnternetin hayatımıza girmesi ile günlük yaşantımızda farklı konulardaki hızlı değişime rağmen e-ticaret konusundaki geri duruşumuzu yavaş yavaş değiştiriyor olmak alışveriş konusunda bize farklı bir pencere açtı. Her ne kadar geç keşfetmiş olsak da internet üzerinden alışverişin rahatlığına ve konforuna çabuk alışıverdik. Sanal kartlar, iade şansı, kapıya kadar gelme konforu,… hayatımızı bir hayli kolaylaştırdı. Bütün bu hız ve konforun yanında aklıma ‘’ Ayağını yorganına göre uzat’’ atasözü gelmiyor değil, bu rahat, bu konfor bu çeşitlilik karşısında insan banakalırsa tedbirli olmalı. İnternette satılmayan ürün yok artık derken bir yakınım http://www.miskinpatiler.com/ adı altında hayvan sever dostlar için bir site açtı. Güvenilirliği, uygun fiyatları, kaliteli ürün seçenekleri yanı sıra benim için en önemli özelliklerden biri olan hiç kafa karıştırmayan sade tasarımı ve sorunsuz çalışan sekmeleri ile fark yaratan bir site. Banakalirsa bir uğrayın demek isterim… kim bilir, belki sizin için de cazip ve ayağınıza gelen hizmetin kolaylığı ile iyi bir alışveriş imkanı olur.










11 Mayıs, 2012

EKMEK YAPMA MAKİNESİ VE ANNELER GÜNÜ

 İlk yaptığımız zeytinli ekmekler


Biri iki senedir “Ekmek Yapma Makinesi” almak gibi bir hevesim vardı ama; emekliliğe ertelemeye, geniş zamanlarda (umarım) koşturmacasız, keyifli aktiviteler hayallerimin arasında biraz daha beklemeye almıştım. Eşim almış geçenlerde, bana beklenmedik bir sürpriz yaptı. Şimdiye kadar üç defa ekmek yaptık ve bence ilki başarısız, içi çok sıkı ve kabarmamış bir ekmekti. Sanıyorum hatamız Tam buğday ununu hiç normal un eklemeden yapmakta oldu. Hamur çok yoğun olduğu için makine hamuru karıştıramadı ve ekmek hiç güzel bir hamur kıvamında olamadan, pişmek zorunda kaldı. Eşim ve kızım tadını kötü bulmadılar ama, benim için hayal kırıklığıydı. Tadı kötü değilse bile, görüntü beklentilerimi karşılayamadı. İkinci denememiz akşam geç saatlerde oldu ve hamur ilk başta alıştığımız hamurlar gibi görünüyordu (poğaça hamuru gibi) benim uyuyakalmam ile ekmek biraz fazla kabarıp makinadan kaçmaya kalkınca eşim müdahale edip bir hayli uğraşmak zorunda kalmış olsa da, gerçekten çok iyi kabarmış, iç dokusu ekmek gibi, muhteşem görüntüsü olan nefiss bir şeydi. Bu arada tarif olarak hep Arçelik marka olan makinemizin tariflerini denedik. İlkinde tam bağday unu ile, ikincisinde kepek un ile, üçüncüsünde tam buğday+kepek un ile yaptık. İnternetteki araştırmalarım sonucu http://ekmeksanati.com’un çok faydalı ve yararlı bilgileri olduğunu gördüm. Şimdilik standart ekmek tarifleri yapıyor olsak da, ben çeşit çeşit ekmek yapma hayali ile her gün yeni bir şey öğrenip, her gün değişik bir bilgi okuyorum. Öğrendiğim en önemli şey ise hamurun kıvamını önce göz ile tamam diye takip etmek, cıvık ise un, koyu ise su eklemek. Diğer tüm bilgiler yukardaki adreste çok detaylı olduğu için bunca gevezelikten sonra, bir de tarif yazmayacağım. Katkısız, sağlıklı, hijyenik ekmekler yapma derdi bir yana, henüz eşimden bana tam olarak fırsat kalmasa da, yaptığınız her şeyde olduğu gibi banakalirsa keyif alacaksanız en kısa zamanda siz de ekmek makinası, yoğurt makinası, türk kahvesi makinesi gibi sizi mutlu edecek bir alet alın. Pazar günü anneler günü, birilerinin size hediye almasına gerek yok, tabii ki bu çok mutlu eder anneleri ama, siz kendi kendinize de kendinize hediye alma keyfini yaşayabilirsiniz. Anneler gününüz kutlu, mutlu ve çocuklarınız ile olsun.

İkinci yaptığımız kepek un+normal unlu ekmek







 Ve en son yaptığımız kepek un+tam buğday unlu ekmek