Yaşama Dair /Şiir/Yazı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaşama Dair /Şiir/Yazı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

02 Ekim, 2015

NEŞE DERT AŞK

Dün devlet tiyatroları perde açtı. Yılın ilk oyunu "Neşe Dert Aşk"; Neşet Ertaş'ın hayat hikayesi. Geçen sene de gitmiş olmak ile birlikte yine çok beğendim, yine çok ağladım, yine çok düşündüm. Türküleri ayrı, sözleri ayrı güzel. Hayat hikayesi zor. Gurbet, hasret, parasızlık, özlem, aşk,...ağlamak, gülmek... aslında hepimizin hayatında zaman zaman olan şeyler. Yine anladım ki, insan önce kendi ile barışık olmalı, mutlu etmek için mutlu olmalı. Mutsuz ve kendi ile sorunlarını çözemeyen bir insan, etrafındakiler Melek olsa bile mutlu olmayı beceremiyor.

-Biz insan oğluyuz, kadın insan,
-Kadın sevgi, kadın karşılıksız veren, biz sadece alan,
- Kadın can veren, biz canlı

çok sözü vardı daha, bunlar aklımda kalanlar.

Bir de Yalan Dünya var ki, ona ağla ağla bitmez. Çok güzel oyundu, banakalırsa mutlaka gitmelisiniz.

27 Mart, 2015

BU GÜN BUNU SEVDİM





Canım acıyor;
her söz bir öncekinden daha ağır
Canım acıyor;
rüyalar, kabuslar bile bağır çağır
öyle yorgun, öyle kırgın ki bu yürek
Bahar bile taş gibi ağır,...

23 Mart, 2015

BU GÜN BUNU SEVDİM



Güzel kızım benim,...



Bahar Şiiri

Bu sabah mutluluğa aç pencereni 
Bir güzel arın dünkü kederinden 
Bahar geldi bahar geldi güneşin doğduğu yerden 
Çocuğum uzat ellerini 

Şu güzelim bulut gözlü buzağıyı 
Duy böyle koşturan sevinci 
Dinle nasıl telaş telaş çarpıyor 
Toprak ananın kalbi 

Şöyle yanıbaşıma çimenlere uzan 
Kulak ver gümbürtüsüne dünyanın 
Baharın gençliğin ve aşkın 
Türküsünü söyliyelim bir ağızdan

Ataol Behramoğlu

04 Mart, 2015

BU GÜN BUNU SEVDİM



1-Düşündüğünüz,
2-Söylemek istediğiniz,
3-Söylediğinizi sandığınız,
4-Söylediğiniz,
5-Karşınızdakinin duymak istediği,
6-Duyduğu,
7-Anlamak istediği,
8-Anladığını sandığı,
9-Anladığı...
arasında farklar vardır.
Dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlaması için
en az 9 ihtimal var.

17 Eylül, 2014

BU GÜN BUNU SEVDİM

İnsanlar köprü kuracakları yerde duvar ördükleri için yalnız kalırlar.


29 Mayıs, 2014

20 Şubat, 2014

KÜSTÜM ÇİÇEĞİ

Hayat senin onu yaşadığın gibidir. Kendin için üzülmekten vazgeç..

Altta resimleri olan çiçeğin adı "Küstüm Çiçeği". Öyle narin, öyle kırılgan ki, dallarını ellediğiniz anda küsüyor. Bütün yapraklarını kapatıveriyor. Bu biz insanların düşünme tarzı tabii. Niye yapıyor bilinmez... Küstüğünü sanıyoruz ama Allah bilir o nelerden korunmak için, içine dönüyor. 





Tanrı der ki;
Kimi benden çok seversen onu senden alırım... ve ekler,
Onsuz yaşayamam deme,
Seni onsuz da yaşatırım,
ve Mevsim geçer,
Gölge veren ağaçların dalları kurur,
Sabır taşar,
Canından saydığın yar bile bir gün el olur,
Aklın şaşar,
Dostun düşmana dönüşür,
Düşman kalkar dost olur,
Öyle garip bir dünya,
Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur,
Düşmem dersin düşersin,
Şaşmam dersin şaşarsın,
En garibi de budur ya,
Öldüm der durur, yine de yaşarsın...

Mevlana

02 Ocak, 2014

HOŞGELDİN YENİ YIL

Bizim evde de bir süslü yılbaşı ağacı vardı ama; bu ağacı görünce hem sizler ile paylaşmak hem de ağacı ölümsüz kılmak (malum söz uçar, yazı kalır:) ) için bloğa koymaya karar verdim. 2014 gönlünüzün istediği her şeyi dilerim getirir ve sağlık, huzur, paylaşma dolu, kinin ve nefretin en az olacağı bir yıl olur. Sevgilerimle....

Bu
Yılbaşı
Ağacımı
Hediyelerle
donatmak yerine,
her dalını bir dostumun
adı ile süslemek istedim.Yakın
dostlar, uzakta olan arkadaşlar. Eski
arkadaşlar, yeni dostlar. Her gün gördüklerim
ve ara sıra görüşebildiklerim. Hep aklımda olanlar
ve sıkca unuttuklarım… Her zaman yanımda olanlar ile
olamayanlar Kötü gün dostlarım, hep destek olanlar...Istemeden
üzdüğüm dostlar ve istemeden beni üzenler.... Cok yakınımda olanlar,
ulasamadiklarim, yıllardır görmediklerim, özlediklerim.... Vefa borcu olduklarım.
Bir telefon uzaklığında olanlar. Alçak gönüllüler, gönülden sevenler... Az yada cok
hayatıma girmiş tüm isimler…. Bu agaçta hepsinin kökleri sağlam, dalları uzun ve Güçlü
olacak. isimleri daima asılı kalacak… Her yeni yıl, eskilerin yanına yenileri eklenecek. Zor anlarda
ağacımın gölgesi dostları,
ve dostlukları bir nefes
serinletecek. Yeni yılla gelen
tum umutların, yeni başlangıçlarn,
dostların, bütün yeni günlerinizi
aydınlatması ve sizlerle
daha güzel an' lar
paylaşmak dileğimle.....

İYİ Kİ VARSINIZ

24 Ekim, 2013

En çok İlkbaharı, arkasında sonbaharı ve yazı daha sonra kışı çok severim diye sıralarken, bu merdivenlerde dört mevsimi de ayrı ayrı seyretmeye bayılırım.Doğaya her bakışımda da "Fark Etmeli İnsan" der ve Can Yücel'in şiirini düşünürüm. Gerçekten fark etmeli ....Banakalırsa fark etmeli insan...





Farkında Olmalı İnsan...
Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı.
Farkı Fark Etmeli, Fark Ettiğini De Fark Ettirmemeli Bazen...
Bir Damlacık Sudan Nasıl Yaratıldığını
Fark Etmeli.
Anne Karnına Sığarken Dünyaya Neden Sığmadığını
Ve En Sonunda Bir Metre Karelik Yere Nasıl Sığmak Zorunda Kalacağını
Fark Etmeli.
Şu Çok Geniş Görünen Dünyanın, Ahirete Nispetle Anne Karnı Gibi Olduğunu
Fark Etmeli.
Henüz Bebekken 'Dünya Benim!' Dercesine Avuçlarının Sımsıkı Kapalı
Olduğunu, Ölürken De Aynı Avuçların 'Her Şeyi Bırakıp Gidiyorum
İşte!' Dercesine Apaçık Kaldığını
Fark Etmeli.
Ve Kefenin Cebinin Bulunmadığını Fark Etmeli.
Baskın Yeteneğini
Fark Etmeli Sonra.
Azraillin Her An Sürpriz Yapabileceğini,
Nasıl Yaşarsa Öyle Öleceğini
Fark Etmeli İnsan
Ve Ölmeden Evvel Ölebilmeli.
Hayvanların Yolda Kaldırımda Çöplükte
Ama Kendisinin Güzel Hazırlanmış Mükellef Bir Sofrada Yemek Yediğini
Fark Etmeli.
Eşref-İ Mahlukat (Yaratılmışların En Güzeli) Olduğunu
Fark Etmeli.
Ve Ona Göre Yaşamalı.
Gülün Hemen Dibindeki Dikeni, Dikenin Hemen Yanı Başındaki Gülü
Fark Etmeli.
Evinde 4 Kedi 2 Köpek Beslediği Halde
Çocuk Sahibi Olmaktan Korkmanın Mantıksızlığını
Fark Etmeli.
Eşine 'Seni Çok Seviyorum!' Demenin Mutluluk Yolundaki Müthiş Gücünü
Fark Etmeli.
Dolabında Asılı 25 Gömleğinin Sadece Üçünü Giydiğini, Ama Arka
Sokaktaki Komşusunun O Beğenilmeyen Gömleklere Muhtaç Olduğunu
Fark Etmeli.
Zenginliğin Ve Bereketin, Sofradayken Önünde Biriken Ekmek
Kırıntılarını Yemekte Gizlendiğini
Fark Etmeli..
FARK ETMELİ.
Ömür Dediğin Üç Gündür,
Dün Geldi Geçti Yarın Meçhuldür,
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,O Da Bugündür.

CAN YUCEL 

30 Mayıs, 2013



Can Yücel öyle güzel anlatmış ki..., üstüne diyecek söz yok.

Gitmek

Bugünlerde herkes gitmek istiyor.
Küçük bir sahil kasabasına,
Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...

Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı şey...
Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.

Öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.
Bir kendisi.
Bu yeter zaten.
Herşeyi, herkesi götürdün demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.

Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
Yani herşeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.

Böyle gidiyoruz işte.
Bir yanımız "kalk gidelim",
öbür yanımız "otur" diyor.

"Otur" diyen kazanıyor.
O yan kalabalık zira...
İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
Güvende olma duygusu...
En kötüsü alışkanlık.
Alışkanlığın verdiği rahatlık,
Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
Kalıyoruz...
Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.

Evlenmeler...
Bir çocuk daha doğurmalar...
Borçlara girmeler...
İşi büyütmeler...
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.

Misal ben...
Kapıdaki Rex'i bırakıp gidemiyorum.
Değil bu şehirden gitmek,
İki sokak öteye taşınamıyorum.
Alıp götürsem gelmez ki...
Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında,
Herkes onu, o herkesi seviyor.
Hangi birimizle gitsin?

"Sırtında yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardır;
Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,
Kendi imalatımız küfeler.

Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
Ölüm var zira.
Ölüme inat tutunmak lazım,
İnadına kök salmak lazım.

Bari ufak kaçışlar yapabilsek.
Var tabii yapanlar, ama az.
Sadece kaymak tabakası.
Hepimiz kaçabilsek...
Bütçe, zaman, keyif... Denk olsa.
Gün içinde mesela...
Küçücük gitmeler yapabilsek.

Ne mümkün.
Sabah 9, akşam 18
Sonra başka mecburiyetler
Sıkışıp kaldık.
Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
Bu kadar ağır olmamalı.

Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı, bir ömür yani.
Ne saçma...
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
Galiba.

Ben her bahar aşık olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç,
Ama olsun... İstemek de güzel.

CAN YÜCEL


28 Şubat, 2013

YÜREĞİM ISLAKTIR BENİM/SUNAY AKIN



YÜREĞİM      

Yüreğim
Islaktır benim
Kuytularda ağlamaktan
Ve hafif uçuktur rengi
Kurusun
Diye kaç kez
Güneşe asılmaktan...

Sunay AKIN

Ne güzel yazmış değil mi? Nemli gözler iyidir diyordu, Volkan Konak bir konserinde. "... kuru ağaç bile altına gölge vermez, gözü nemli duygulu insanlardan korkmayacaksın...". Tek sorun güneş, başkaları ağlatıyor, güneş kurutuyor, ... bu yüzden yüreğin rengi uçuk oluyor.

14 Aralık, 2012

NİHAYET


Uzun zamandır, video yüklemek istiyordum, bu gün nihayet nasıl yapılacağını keşfettim. Hazır keşfetmişken deneme olarak Sezen Aksu ve "Gidemem" şarkısı... çok sevdiğim şarkılardan, sözünü, özünü beğendiğim parçalardan biri. Benim için ilk olmaya değer yani. Bir kere daha aklıma gelmesine ve denememe vesile olan, bloğunu beğenerek takip ettiğim ve bu günkü yazısını okurken, şimdi aklındayken dene dedirten (http://narince-narince.blogspot.com/) blog arkadaşıma teşekkür ediyorum. 



05 Haziran, 2012


Güneş bir kaç gündür ıssıttı kemiklerimi. Uzun zamandır, kış, yağmur, soğuk derken..., nihayet ısındı sanıyorum havalar. Gerçi Ankara'nın Haziran ayına çok da güven olmaz. Bir bakarsınız hava kapamış ve ıslanmış her yer. İğde, ıhlamur, hanımeli..., miss gibi kokular arasında birden aklıma geldi Aziz Nesin'in "Arkadaşım Badem Ağacı".  "Ağaçlardan arkadaş olur mu?" diyenler elbet vardır. Ben arkadaş olmayı bilenler için paylaşmak istedim.


ARKADASIM BADEM AGACI

Sen ağaçların aptalı
Ben insanların
Seni kandırır havalar
Beni sevdalar
Bir ılıman hava esmeye görsün
Düşünmeden gelecek karakış...
Açarsın çiçeklerini...
Bense hayra yorarım gördüğüm düşü...
Bir güler yüz bir tatlı söz...
Açarım yüreğimi hemen
Yemişe durmadan çarpar seni karayel
Beni karasevda
Hem de bilerek kandırıldığımızı
Kaçıncı kez bağlanmışız bir olmaza
Koo desinler bize şaşkın
Sonu gelmese de hiç bir aşkın
Açalım yine de çiçeklerimizi
Senden yanayım arkadaşım
Havanı bulunca aç çiçeklerini
Nasıl açıyorsam yüreğimi
Belki bu kez kış olmaz
Bakarsın sevdan düş olmaz
Nasıl vermişsem kendimi son sevdama
Vur kendini sende bu güzel havaya

AZIZ NESIN

21 Şubat, 2012

ORKİDE/SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN


Zamanla hayata karşı geliştirdiğim, küçük, basit, andan alıp götüren terapilerim vardır benim. Serçe, güvercin beslemek, tomurcuk çiçekleri gün ve gün açana kadar seyretmek, orman içinde, kuş sesleri ile başka bütün seslere kulaklarımı tıkayıp huzur içinde yürümek, çok sevdiğim bir şairin birkaç şiirini okumak, …. rahatlatır her zaman beni. Terapi dediysem yanlış anlamayın, biliyorum danışan yok, danışılan yok, sadece küçük, basit, anlık huzurlar. Daha önce güvercin terapisinden bahsetmiştim. Ara ara bu kışta devam ediyor. Bu sıralar (yaklaşık 2 aydır) huzurlu ve mutlu olduğum, keyifli ve dingin kaldığım en özel anlar iş yerimdeki orkidenin çiçek açma zamanını gün ve gün seyredip, uzun bir zaman sürse de, ilk tomurcuk, ikinci tomurcuk, … ha açtı, ha açıyor telaşı, aman Allahım tablo gibi, … ve benzer kimilerine göre küçük, banakalırsa, verdiği huzur düşünülürse büyük heyecanlar oldu. Aslında çok resim çektim, hepsini koymak mümkün olmadığı için kızımın yardımı ile böyle bir demet yaptık. Umarım siz de beğenirsiniz. Böyle bir çiçeğe güzel bir şiir yakışır diye düşündüm ve yine Can Yücel demezseniz “Sevdiğin Kadar Sevilirsin!...”

SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin
Yaşadıklarını Kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir Gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin Kadar Sevilirsin!...
CAN YÜCEL

11 Ekim, 2011

ADIM SONBAHAR



ADIM SONBAHAR

nasıl iş bu
her yanına çiçek yağmış
erik ağacının
ışık içinde yüzüyor
neresinden baksan
gözlerin kamaşır

oysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul
adım sonbahar


Dışarısı inanılmaz karardı. Sanki güneş battı, akşam olmak üzere. Yağmuru ve sonbaharı hem çok severim, hem çok hüzünlendirir beni. Aklıma Atilla İlhan'ın bu şiiri geldi, hazır ölüm yıldönümü de bu gün... Hem Atilla İlhan'ı anmaya, hem yağmura, hem sonbahara (aslında sonbahara değil de sonbaharı yaşayanlara) uygun düşer diye yazmak istedim. Dışarısı nasıl olursa olsun, yüreğinizin hep baharı yaşaması dileğiyle...

29 Nisan, 2011

YAĞMURLU BİR GÜN ....



Bu gün Ankara'da kapalı, yağmurlu, temiz ancak iç bunaltan bir hava var. Daha yataktan kalmaya çalışırken oldu mu sabah?, işe gelirken niye açılamıyorum, şimdi de bu gün akşam olur mu ki diye düşünürken aklıma aşağıda ki şiir geldi... Günle, yağmur ile çok ilgili değil ancak, hani insan böyle zamanlarda daha hüzünlü, daha keyifsiz olur ya, belki o yüzden.... Bu arada yağmurun iyi tarafları da var tabii ki. Yeşilin her tonu çok güzel görünüyor.


Birgün Kaldığın yerden başlayacaksın
Biri seni bulacak
Önce korkacaksın eski acılara yakalanmaktan
Biraz ürkeceksin
Ne kadar dirensen de, nafile
İnsansın sonuçta... Seveceksin..
Eski acılara bakıp ta küsme sevdalara
Gavura kızıp ta oruç bozulmaz
Sök at kafandan acabaları
Bir kemik aynı yerden iki defa kırılmaz...

CAN YUCEL

30 Mart, 2011

HAYATI SEVMEK YETMEZ SAHİP ÇIKMAK GEREK



Bu aralar bloglar yine bir var, bir yok. Çoğunlukla giremedim hiç birine, ne yorum yazmak, ne de yazılanları okumak için. Bu gün açıldığını görünce bir telaş, hemen kapanıverecekmiş gibi, hem bir şeyler yazayım, hem girebildiklerime biraz bakayım istedim. Mehtap hn.'ın (http://mevsimlerdenroma.blogspot.com/) sitesine eklediği yazı ve fonda çalan müzikler yine bir harika. 40 yaşından sonra öğrendiklerine, yazdıklarına ve verdiği mesajlara bayıldım. Eğer vaktiniz var ise, açabiliyorsanız banakalirsa siz de okuyun lütfen.

14 Şubat, 2011

AMA SEVMEYE YETMEZ HERKESİN KALBİ



14 Şubat kimileri için ticari bir gün, kimileri için anlamlı, kimileri için anlamsız,... Siz nasıl istiyor ve nasıl yaşıyorsanız, sevgi dolu ve mutluluk içinde geçsin gününüz.


HERKES VE BİRKAÇ KİŞİ

Yağmur Herkese Yağar
Güneş Isıtır Herkesi
Mevsimler Herkes İçindir
Yalnız Çığ Altında Kalan
Sele Kapılan Her Zaman Birkaç Kişi

Herkes İçindir Aşk Da Ayrılık Da
Yalnızca Birkaç Kişi Ölür Acıdan
Eskiden Ölümle Tartılırdı Ayrılık
Kiminin Hayatı Yalnızca Unutkanlıktan

Her Şey, Herkes İçin Değildir Oysa
Kimi Hiçbirşey Ögrenmez Karanlıktan
Yalnızlığı Kullanmayı Bilmez Kimi
Kimi Ayrılamaz Karanlıktan

Yağmur Herkese Yağar
Ama Çok Az İnsan Tutar Yağmurun Ellerini
Onca Şarkı Onca Film Onca Roman
Ama Sevmeye Yetmez Herkesin Kalbi

Çığ Altında Kalan Sele Kapılan
Aşktan Ve Acıdan Ölen
Birkaç Kişi Dünyayı Başka Bir Yer Yapmaya Yeter
Aslında Onların Hikayesidir Anlatılan
Diğerleri Dinler, Seyreder, Geçer Gider
Geçer Gider Herkes
Hikayelerdir Geriye Kalan.

MURATHAN MUNGAN