08 Eylül, 2014

KIŞLIK PATLICANLI MÜKEMMEL SOS




Bir arkadaşımda yedikten sonra çok beğendiğim sosu kız kardeşimin bana da vermesi ile kesinlikle yapılmalı dediklerimin arasına aldım. Arkadaştan yapılış tarifini ölçü ile alamadığım için (ölçü onlarda 5-6 kilolarla yapıldığından) internette en yakın tarif için gezer oldum. Sonuç olarak aşağıdaki sitede yayınlanmış tarif hem duyduğum, hem de yediğim tarife en yakın olandı. Malum kış hazırlıklarının hızla devam ettiği bu günlerde bu güzel tarifi de denemek isteyenler olacaktır. Banakalırsa mutlaka ama mutlaka yapın derim. Hem güzel bir sos, hem şık bir salata, hem iyi bir meze yerine geçecek ve elinizin altında hazır olacaktır.


Köz patlıcanlı domates sosu (http://dokuzuncubulut.com)
Malzemeler:
·         1 adet iri bostan patlıcanı
·         2 adet kapya biber
·         2 adet çarliston biber
·         4 adet iri domates
·         4 diş sarmısak
·         yeteri kadar deniz tuzu ya da turşuluk tuz
·         yeteri kadar zeytinyağı
·         1 adet defne yaprağı
Hazırlanışı:

·         Patlıcanı bıçakla birkaç yerinden delin ve kapya biberlerle birlikte tercih ettiğiniz yöntemle közleyin. Közlenen sebzeleri bir poşete ya da kese kağıdına koyun ve soğuyana kadar bekleyin. Soğuduktan sonra biberlerin kabuklarını parmaklarınızla temizleyin. Patlıcanı ortadan uzunlamasına kesin ve bir çorba kaşığı yardımı ile içini ayırıp kesme tahtasına alın. Biberleri ve patlıcanı çok küçük parçalar halinde doğrayın.
·         Patlıcanlar közlenirken domatesleri kabukları ile birlikte rondodan geçirin ve tencereye alın. İçine çok ince doğradığınız çarliston biberlerini de ekleyerek domateslerin suyu çok az kalana kadar pişirin.
·         Temizleyip küçücük doğradığınız patlıcan ve biberleri domateslere ekleyin. Sarmısakları da incecik kıyarak tuzla birlikte ilave ederek hepsini karıştırın. Birlikte bir taşım kaynatıp ateşten alın.
·         Steril edilmiş kavanozlara paylaştırın ve üzerlerine bolca zeytinyağı ekleyin, defne yaprağını üstüne koyun. Yeni bir kapak kullanarak sıkıca kapatın ve ters çevirerek soğuyuncaya kadar tezgahta bekletin. Birkaç gün içinde kapaktan sızma yapıp yapmadığını kontrol ederek kışın yemek üzere kilerinize kaldırın.
·         Eğer bir kısmını hemen yemek isterseniz, servis tabağına aldıktan sonra üzerine ince kıyılmış maydanoz ve biraz daha zeytinyağı ekleyerek sıcak ya da soğuk olarak servis edin.

Not: Tarif ve bu güzel anlatım için, internet adresi yazılı siteye teşekkürler.


05 Ağustos, 2014


Balbay`ın Maratonu

Balbayın Maratonu Uzun Koşunun Ortasında Gazetecilik maratonunu sürdürürken, mesleki faaliyetleri nedeniyle, Ergenekon davası kapsamında tutuklanan Mustafa Balbay, 3 adıma 4 adımlık hücresinden katıldığı 2011 seçimlerinde CHP İzmir Milletvekili seçildi. 4 yıl 278 günlük esaretin ardından, 9 Aralık 2013te tahliye edilen Balbay, Türkiyenin önemli bir siyasi aktörü haline geldi. Balbayın Maratonunda, yarım asırlık bir yaşama mercek tuttuk… 1971 Burdur depremi yaşamını nasıl etkiledi? 12 Eylülü nasıl yaşadı? Kimlerden, nasıl ölüm tehditleri aldı? Yıllardır gündemden düşmeyen Genç Subaylar Tedirgin haberini nasıl yazdı? Hakim karşısında geçen 3 bin saatte neler yaşadı? Cezaevinde toprağa basmak için ne reçetesi aldı? Hastalık tanısına ne yazıldı? Silivriden Sincana taşınırken neler yaşadı? Yaşamında pişmanlık duyduğu bir şey var mı? Siyasetteki hedefi ne? Neden Türkiyeyi kasaba kasaba dolaşıyor?


Kolay okunur ve bildik konuların söyleşi sırasında anlatılmasına dayalı bir kitap. Sıcak ve samimi. Banakalırsa okuyun derim.

25 Temmuz, 2014

ERKEN BAYRAM MESAJI


Her gününüzün bayram tadında geçmesi dileğiyle... İYİ BAYRAMLAR



Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan...
Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir; sevmeninkini yalnızlık...
Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır.
Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp "çok şükür bugünü de gördük" diyebilmek...
Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.
Yoğun bakımda sancılı geceyi ya da kangren olmuş bir ilişkiyi bitirmek de öyle...
En acıktığın anda dumanı tüten bir somunun köşesini bölmek, korktuğunda güvendiğine sarılabilmek, dara düştüğünde dost kapısını çalabilmek bayramdır.
Bir sürpriz paketinden çıkan hediye, tatlı bir şekerlemede üstüne serilen battaniye, saçlarını müşfik bir sevgiyle okşayan anne bayramdır.
"Ona güvenmiştim, yanılmamışım" sözü bayramdır.
Hiç aldatmamış, aldanmamış olmak bayram...
Yeni eve asılan basma perdeler, alın teriyle kazanılmış ilk rızkın konduğu çerçeveler, yüklü bir borcun son taksiti ödenirken sıkılan eller bayramdır.
Evde yalnızlığı noktalayan insan nefesi, akşam kapıda karşılayan yavuklu busesi, sevdalı bir elin tende gezmesi, nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır.
Alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta ölebilmek bayram..
Bunların kadrini bilirseniz, kıymet bilmeyi öğrenirseniz her gününüz bayram olur.
Meraklanmayın, öyledir diye size deli demezler.
Deseler de böyle delilik, bayram artığı günlerdeki nankör akıllılıktan evladır…..

Can DÜNDAR..



14 Temmuz, 2014




Köylerinden Kabile doğru yola çıkan bir parçalanmış ailenin hazin sonunu okuyacaksınız ama okumaya devam ettiğinizde her sonun bir başlangıç olduğu gerçeğini de anlayacaksınız. Güzel, akıcı bir kitap olmak ile birlikte duygudan duyguya koşacağınız bir kitap. Banakılarsa okuyun derim. 

Gece vakti, çölü bir el arabasını çekerek geçen bir baba. Arabanın içinde annesiz iki çocuk; iki kardeş; biri kız, biri erkek. Küçük Peri için ağabeyi Abdullah, ağabeyden çok öte. On yaşındaki Abdullah'a sorsanız Peri, her şey demek. Köylerinden Kâbil'e varmak için çıktıkları yolculuğun sonunda aileyi yürek parçalayıcı bir son bekliyor. Fakat aslında bu bir son değil... Kardeşlerin başlarına gelenler -yakın ya da uzak- ilişki kurdukları tüm insanların hayatlarında nesiller boyu yankılanacak... 
Hayat farklı aileleri sevgi ve fedakârlık, ihanet ve sadakat gibi ortak duygularla sınarken, karakterlerin başlarına gelenler ve yaptıkları seçimler, kitabın her biri ayrı bir renk ve lezzet taşıyan katmanlarını oluşturuyor. Afganistan'ın küçük bir köyünde doğan ve okuru Kâbil'den Paris'e, San Francisco'dan Tinos adasına taşıyan bu öykü, her sayfada renklenip güçleniyor. 

Ve Dağlar Yankılandı, bizi biz yapan değerler üzerine düşündüren, ustalıkla yazıldığını her bölümde yeniden kanıtlayan, büyüleyici bir roman. Uçurtma Avcısı ve Bin Muhteşem Güneş ile dünya çapında sevilen bir yazar olan Khaled Hosseini'nin yazarlığında bir dönüm noktası.

(Tanıtım Bülteninden)

29 Mayıs, 2014

26 Mayıs, 2014

KARDEŞİMİN HİKAYESİ/ZÜLFÜ LİVANELİ


Sakin bir balıkçı köyünde genç bir kadının cinayete kurban gitmesiyle başlar her şey. Dünyadan elini eteğini çekmiş emekli inşaat mühendisiyle genç, güzel ve meraklı gazeteci kızın tanışmasına da bu cinayet vesile olur. Kurguyla gerçeğin karıştığı, duyguların en karanlık, en kuytu bölgelerine girildiği hikâye, daha doğrusu hikâye içinde hikâye de böylece başlar. Modern bir Binbir Gece Masalının kapıları aralanır. Ancak bu kez Şehrazad erkektir.
Kardeşimin Hikâyesi aşkın mutlulukta ulaşılacak son nokta olduğuna inananları bir kez daha düşünmeye davet eden, aşka, aşkın karmaşıklığına ve tehlikelerine dair nefes kesen bir roman. Her sayfada yeni bir gerçekliği keşfedecek, kuşku ile kesinliğin sınırlarında dolaşacaksınız.

Mantıksız gibi geliyor ama o sabah uyandığımda tuhaf bir haber alacağımı biliyordum. Karadenizin lacivert dalgalarıyla baş başa kalmış olan bu ıssız köyde geçen her gün birbirinin aynısı olduğu için burada insanların heyecanla konuşacağı olaylara pek sık rastlanmazdı. O günün de ötekiler gibi sessizce akıp gitmesi gerekirdi ama galiba başka şeyler olacaktı. O mahmur sabah saatlerinde bir cinayet haberi alacağımı bilmiyordum elbette ama bir haber gelecekti. Daha yataktan çıkmamıştım, gözlerim kapalıydı, arkalarında fosforlu çizgiler bırakarak yıldırım hızıyla hareket eden mor tavşanları izliyordum. 


Daha önce de okuduğum tüm "Livaneli" kitapları gibi bir çırpıda biten, oldukça sürükleyici, akıcı ve özellikle son kitaplarında "kurgu olağan üstü" diye düşündüğüm, gözleme ve bilgiye dayalı harika bir kitap. Kitabın sonuna kadar ne olduğunu çözemeden, o mu?, bu mu? diye okudum. Son hiç beklemediğim bir sondu ve edebiyatçıların beyninin mühendisler gibi çalıştığını doğrular nitelikteydi. Banakalırsa okuyun derim. 

"Her insan bedeninin çürüyeceğini bilir ve korkar. Ama çoğu insanın ruhu gövdesinden önce çürür; nedense bundan kimse korkmaz."


02 Mayıs, 2014

UN HELVASI

Kandil dündü biliyorum. Sadece gecikmeli de olsa tarifimi koymak istedim. Çok güzel olan bu tarifi ben de bir arkadaşımdan almıştım. Aslında sanıyorum en güzel halini de hep onda yedim. Benim yaptığım aynı tarif olsa da, kendi yaptığımı da severek yesem de, hep arkadaşımın yaptığı en lezzetliydi. Güzel bir tarif, buram buram kokuyor. Banakalırsa deneyin derim. Bu arada geçmiş kandiliniz mübarek olsun.
UN HELVASI (DENİZ)

3 su bardağı un
1.5 su bardağı şeker
1.5 su bardağı süt
1.5 su bardağı su
1 paket margarin
1 paket dolma fıstığı

Yağ eriyince fıstığı pembeleşinceye kadar kavur sonra unu ekleyip kahverengileşene kadar tekrar kavur. Ayrı kapta hazırladığın soğuk şerbeti tahta kaşıkla karıştırarak kavurduğun una yavaş yavaş dökerek kıvama gelinceye kadar karıştır. Tencerenin kapağını kapatmadan biraz toz şeker serp. Kapağı kapalı 5 dakika beklet.