28 Ocak, 2010

HAŞHAŞLI PORTAKALLI MUFFİN

Ankara bu gün inanılmaz güzel bir beyazlığa açtı gözlerini. Çocuklarımızın ve tabii ki bizim de uzun zamandır beklediğimiz kar geldi dün gece. Üç dört gündür teyzesinde kalan kızımın sesi inanılmaz güzel geliyordu sabah, eee gündüz çıkıp kartopu oynama telaşları var malum. Gerçi bizim gibi sabahın köründe yola dökülenler için bile camdan bu beyazlığı görmek inanılmaz huzur verici. Hafta sonu olsa idi, sokaklarda gezip bloguma koyacak bol resim çekmek isterdim, malum iş telaşı resim çekemedim ama; size dumanını üzerinde hayal edebileceğiniz miss kokulu muffin tarifi ve resimleri gönderiyorum.


Malzemeler
3 yumurta
3 su bardağı un
1,5 su bardağı tozşeker (ben 1 su bardağı koyuyorum)
1 su bardağı portakal suyu
2 portakal kabuğu rendesi
2 çorba kaşığı haşhaş tohumu
1 su bardağı sıvıyağ (ben yağı bir hayli azaltıyorum)
1 paket kabartma tozu

Yumurta ve şekeri çırpıp daha sonra diğer malzemelerini karıştırıp, muffin kalıplarına koyup 170-180 derecede 15-20 dakika kadar pişiriyoruz. Eviniz miss gibi portakal, ve kek kokusu ile dolmuşken, bu soğuk havaları düşünecek olursak banakalırsa yanına 1 fincan nescafe de çok yakışır.

27 Ocak, 2010

PORTAKALLI KEREVİZ




Uzmanlar “Kerevizin yaprak ve saplarının, bol vitaminleri ve çeşitli madeni maddeleriyle çok faydalı olduğunu, mideyi kuvvetlendirdiğini ve iştah açtığını bildiriyor. Kerevizin, iç salgı bezlerini ve özellikle vücutta çok çeşitli vazifesi olan böbrek üstü bezlerini çalıştırdığını, sinir yorgunluğunu da önlediğini ifade ediyorlar. Kanı pisliklerinden temizlediğini ve sivilcelerin geçmesine, yüzün pembe bir hal almasına yaradığını vurgulayan uzmanlar, kerevizin diğer faydalarını şöyle sıralıyor: "Karaciğerin şişliğini giderip onu yorgunluk maddelerinden temizliyor. Sarılığı gideriyor, böbrekleri çalıştırıyor, fazla suyu dışarı atıyor. Böbreklerden kumu, taşı döküyor. Şişmanları zayıflatıyor ve cinsel faaliyeti çok arttırıyor." diyorlar ama; nedense evlerde ya çok sevilmediği, ya da bilinmediği için pek pişirilmiyor. Bizim evde de açıkçası hem ben hem de diğer aile üyeleri tarafından çok sevilen bir yemek değildi. Bir arkadaşımın annesinden aşağıda ki usulde pişirilmesini keşfedip yiyene kadar. Portakal suyu, havuç, patates, bezelye ilavesi hem normal kereviz tadını biraz kırıyor, hem görüntüsü renkli bir yemek olmasını sağlıyor. Kereviz sevmeyenler banakalırsa bir de böyle deneyin derim.

Malzemeler

2 orta boy kereviz
2 adet havuç
2 adet orta boy patates
2 avuç kadar bezelye
1 orta boy soğan
2 çorba kaşığı sızma yağ
1 portakal suyu
2 tatlı kaşığı toz şeker, tuz

Soğanları piyazlık doğrayıp sızma yağ ile kavurun (ben zeytinyağlı yemeklerde soğanları kavururken mutlaka 2 tatlı kaşığı kadar şeker ilave ediyorum). Havuçları yuvarlak doğrayın ve kerevizleri küp küp doğrayıp kararmamaları için limonlu suya atın hemen. Kavrulan soğanların içine kereviz, havuç ve bezelyeleri ve aldığınız kerevizin üstünde var ise doğranmış kereviz yapraklarını da katıp karıştırın ve 1 portakal suyunu, tuzu, ekleyip ½ çay bardağı kerevizleri beklettiğimiz limonlu sudan da ekleyip pişirin.

26 Ocak, 2010

ÇİKOLATA TASARIMLARI

Ankara inanılmaz derecede soğuk ve ayaz. İnsanın iliklerine kadar soğuk işliyor. Tatlı enerji verir derler ya, aşağıda ki çikolata tasarımları da baktıkça bile insanın içini ısıtıyor. Sıcacık, dumanı üstünde bir kahvenin yanına da çok yakışırlar doğrusu :)







Daha fazlasını görmek istiyorsanız aşağıdaki linki ziyaret edebilirsiniz. Sıcacık günler geçirmeniz dileği ile .....

25 Ocak, 2010

PETİBÖR PASTA

Herkese Günaydın,
Petibor pasta adını ben koydum aslında bu tatlının gerçekten bir adı var ise bile inanın ne olduğunu bilmiyorum. Kızkardeşimde bir iki defa yemiştim, ondan aldım tarifini. Aslında tarifte tarif denilemeyecek kadar kolay ama; ilk defa yaptığım için ara malzemesinin biraz daha çok olması gerekiyordu, onu tam olarak ayarlayamadığımı pastayı kestikten sonra fark ettim. Umarım denemek isteyenler aynı hatayı yapmazlar.


Malzemeler:
1 paket petibör büskivi (ikinci pakettende bir iki tane kullandım)
1 paket kakolu puding (arkasında yazan bardak ölçüsünden biraz eksik yapacaksınız), benimkinde 4 bardak yazıyordu, ben 3.5 bardak ile yaptım)
Yapımı:
Pudingi pişirdikten sonra, bisküviyi pudinge batırıp dik olacak şekilde tutuyoruz, ilk bisküviden sonra, birini batırıp, diğerini batırmadan, diziyoruz. Aslında bir kakaolu, bir sade ile görüntüsü daha güzel oluyurmuş ama ben evdeki malzemeleri kullandım. Dizme işlemi bitince, üstünü de puding ile kaplıyoruz. Süslemesi size kalmış, yukardaki tarifte hindistan cevizi ve ince rendelenmiş portakal kabuğu var. Bu kadar kolay bir pastanın en önemli püfü ise kesme işlemi. Verev verev kesmeniz gerekiyor.




22 Ocak, 2010

Şekersiz hayat daha tatlı, daha uzun!


Şeker veya sakkaroz çoğu bitkinin bünyesinde bulunur. Fakat bünyesinde ekonomik olarak şeker elde edilebilecek kadar şeker bulunduran iki bitki vardır: Şeker kamışı, şeker pancarı. Ana vatanı Hindistan ve Arap ülkeleri olan şeker kamışı dünyada tropikal ve yarı tropikal bölgelerde yetiştirilmektedir. Türkiye'de şeker kamışı tarımı yapılmamaktadır.Şeker kamışının bünyesinde yaklaşık olarak % 12 - 16 şeker bulunur. Şeker, yüzyıllardan beri insanların önemli gıda maddelerinden birisi olmuş ve 18. yüzyılın sonuna kadar sadece şeker kamışından üretilmiştir. Şeker pancarı tarımı ve şeker pancarından şeker üretimi ise 19. yüzyılda başlamıştır. Dünyada üretilen şekerin yaklaşık %74,4’ü şeker kamışından, %25,6’sı ise şeker pancarından elde edilmektedir.

Aşağıdaki yazı yine mail'ime gelen bir yazı ve sizlerle de paylaşmak istedim. Güzel bir hafta sonu geçirmeniz dileği ile, ....

Almanya’da yapılan bir deneyin sonuçlarına göre şekersiz beslenme solucanların ömrünü yüzde 20 oranında uzattı. Ya insan hayatına neler yapıyor bu şeker? Yazımızı okumadan çayınıza şeker atmayın, çocuğunuzu sevindirmek için janjanlı mamüller almayın!
Şekersiz hayat daha tatlı, daha uzun!Almanya Jena Üniversitesi’nden Michael Ristow Ekim ayında yayınlanan şaşırtıcı bir deney gerçekleştirmişti. Deney sonuçlarına göre, bir tür şeker olan glükozu sindirmeleri engellenen solucanların ömrü yüzde 20 oranında uzuyordu. Michael Ristow, bu araştırmadan hareketle, “İnsanlarda da şeker tüketimi ömrü kısaltıyor olabilir” demişti.Bu haber birçok gazetede yayınlandı ama hak ettiği ilgiyi görmedi. iyibilgi okuyucuları için İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın’a görüşlerini sorduk ve Shane Ellison’un şeker hakkındaki çarpıcı görüşlerine yer verdik.

“Şeker kronik hastalıklara sebep oluyor”Prof. Dr. Ahmet Aydın yayınladığı yazılarında sık sık sağlıklı bir beslenme biçimini öneriyor. Tavsiye ettiği “Taş Devri Diyeti”nde şeker, un gibi gıdalara yer yok. Prof. Aydın, Michael Ristow’un deney sonuçları ile ilgili şunları söyledi:“Teorilere göre yüksek oranda şekerle beslenme, kan insülinini artırıyor (insülin direnci, metabolik sendrom). İnsülin fazlalığı bir tarafta şişmanlığı artırırken, öte tarafta vücutta iltihap maddelerinin ve serbest radikallerin artmasına yol açıyor. Bunlar da kronik hastalıkları (kanser, osteoporoz, enfarktüs vb.) artırıp yaşlanmayı hızlandırarak ömrü kısaltıyor.Yüz yılın üzerinde yaşayan insanların tek ortak özelliği, kan şeker düzeylerinin yüksek olmaması ya da insülin dirençlerinin düşük olmasıdır.”

“Şekerin yan etkisi: Obezite”Amerikalı yazar Shane Ellison ise “Bir Masalmış Kolesterol” kitabında şekeri kalp sağlığına büyük bir tehdit olarak tanımlamıştı. Kitaptan şekerle ilgili satırlar şöyle: “Mutluluk, dünyada en çok peşinde koşulan duygudur. Şeker ise, dünyada en bol bulunan kimyasal madde. Sorun da burada. Şeker insanı mutlu ettiğinden ve her yerde kolayca bulunduğundan, bağımlılık yaratabilir. Ancak bu bağımlılık şekerin yan etkileri (özellikle obezite) nedeniyle sağlıksızdır.Yüksek miktarda şeker (sukroz, yüksek glisemik endeksli karbonhidratlar ve meyve suyu) alımı, aşırı miktarda ensülin üretimine yol açar. Aşırı ensülin ise hücrelerinizi “uyuşturur”.Hücre içine giriş imkânı bulamadığından, glikoz (ve diğer birçok besin) gidecek yerleri olmadan kan dolaşımında sürüklenir durur. Sabit bir şekilde glikozun akışı olduğunu farkeden pankreas ensülin salgılamaya devam eder. Glikoz ve insülin zehirli hale gelirler. Hasar başlar.En korkutucusu, ensülin “termogenez”i bloke ederek yağ yakma özelliğinizi engeller. “Termogenez”, zayıf kalmanız için size Allah tarafından bahşedilen bir haktır. Vücudunuzun yağlardan, onları ısıya çevirerek kurtulma sürecidir. Ensülin, bu süreci engeller. Termogenez gibi mucizevî bir özelliğe, hareket etmenizden veya diyet yapmanızdan bağımsız bir şekilde doğuştan sahipsiniz, unutmayın.Aşırı şeker alımına dayanan bu olumsuz etkiden mağdur olanlar, kontrol edemeyecekleri biyokimyasal bir kâbusun kölesi olacaktır. Çoğu vakada, geri dönüş yoktur. Uyanma imkânı olmayan bu kâbusun karakteristik özellikleri sürekli şeker krizleri, dindirilemeyen susuzluk hissi, idrar miktarında artma, vücut yağ miktarında artma (yıllar içinde vücudunuzun yağ yüzdesi artıyor mu?), karamsarlık ve düşük enerjidir.Bu belirtiler daha sonrasında obezite, ardından insülin direnci, tip 2 diyabet, kalp hastalığı, kanser ve nihayetinde erken ölüme sebep olabilir. “İlkyardım” ilaçlarını unutun ve kan şekerinizi doğal yollarla düşürmeye çalışın.”

Şekersiz hayat mümkün. Şeker o kadar çok hayatımıza girmiş ki, şarküteri ürünlerinden hazır pizzaya, ketçaptan bebek mamasına kadar her şeyin içinde şeker var. Bu yukarıdaki satırları okuyup, şekerden uzak durmak gerektiğine ikna olanlar dahi, şekerle bu kadar içli dışlı yaşamak nedeniyle bunun imkânsız olduğu zannına kapılabiliyor. Oysa çok basit… Şekerli içtiğiniz çaya şeker atmamakla başlayın işe.

19 Ocak, 2010

AHŞABIN SICAKLIĞI VE GÜZEL BİR KİTAPLIK





Çok fazla kitabınız var ve koyacak yer mi arıyorsunuz. İşte size güzel bir alternatif. Biliyorum böyle bir kitaplık için öncelikle eve sahip olmanız gerekiyor ama.... Yine de çoğumuzun sahip olmak istediği ev hayali bir gün gerçek olursa diye aklınızın bir kenarında bulunsun. Bir de benim gibi ahşabın sıcaklığını sevenlerdenseniz içinizi açacak sıcacık bir ev görüntüsü size.

18 Ocak, 2010

PENCERENİZDEN HİÇ GÜN EKSİLMESİN


Malum mevsim kış, hava son iki haftadır genel olarak yağmurlu. Yani karamsarlık, hüzün, havanın bu kadar gri ve tonlarında olmasındandır ki diz boyu. Bu gün sabahta yağmurlu idi ama; şu an odamın camından çok güzel güneş vuruyor. Menekşelerimin hemen hepsi tomurcuk açmışlar. Camdan süzülen güneş ışığı ve üstü tomurcuk dolu menekşelerim bu şiiri çağrıştırdı bana. Güzel bir hafta geçirmeniz dileği ile.....

ne doğan güne hükmüm geçer,
ne halden anlayan bulunur;
ah aklımdan ölümüm geçer;
sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.

ve gönül tanrısına der ki:
- pervam yok verdiğin elemden;
her mihnet kabulüm,
yeter ki gün eksilmesin penceremden!

Cahit Sıtkı Tarancı