24 Ekim, 2013

En çok İlkbaharı, arkasında sonbaharı ve yazı daha sonra kışı çok severim diye sıralarken, bu merdivenlerde dört mevsimi de ayrı ayrı seyretmeye bayılırım.Doğaya her bakışımda da "Fark Etmeli İnsan" der ve Can Yücel'in şiirini düşünürüm. Gerçekten fark etmeli ....Banakalırsa fark etmeli insan...





Farkında Olmalı İnsan...
Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı.
Farkı Fark Etmeli, Fark Ettiğini De Fark Ettirmemeli Bazen...
Bir Damlacık Sudan Nasıl Yaratıldığını
Fark Etmeli.
Anne Karnına Sığarken Dünyaya Neden Sığmadığını
Ve En Sonunda Bir Metre Karelik Yere Nasıl Sığmak Zorunda Kalacağını
Fark Etmeli.
Şu Çok Geniş Görünen Dünyanın, Ahirete Nispetle Anne Karnı Gibi Olduğunu
Fark Etmeli.
Henüz Bebekken 'Dünya Benim!' Dercesine Avuçlarının Sımsıkı Kapalı
Olduğunu, Ölürken De Aynı Avuçların 'Her Şeyi Bırakıp Gidiyorum
İşte!' Dercesine Apaçık Kaldığını
Fark Etmeli.
Ve Kefenin Cebinin Bulunmadığını Fark Etmeli.
Baskın Yeteneğini
Fark Etmeli Sonra.
Azraillin Her An Sürpriz Yapabileceğini,
Nasıl Yaşarsa Öyle Öleceğini
Fark Etmeli İnsan
Ve Ölmeden Evvel Ölebilmeli.
Hayvanların Yolda Kaldırımda Çöplükte
Ama Kendisinin Güzel Hazırlanmış Mükellef Bir Sofrada Yemek Yediğini
Fark Etmeli.
Eşref-İ Mahlukat (Yaratılmışların En Güzeli) Olduğunu
Fark Etmeli.
Ve Ona Göre Yaşamalı.
Gülün Hemen Dibindeki Dikeni, Dikenin Hemen Yanı Başındaki Gülü
Fark Etmeli.
Evinde 4 Kedi 2 Köpek Beslediği Halde
Çocuk Sahibi Olmaktan Korkmanın Mantıksızlığını
Fark Etmeli.
Eşine 'Seni Çok Seviyorum!' Demenin Mutluluk Yolundaki Müthiş Gücünü
Fark Etmeli.
Dolabında Asılı 25 Gömleğinin Sadece Üçünü Giydiğini, Ama Arka
Sokaktaki Komşusunun O Beğenilmeyen Gömleklere Muhtaç Olduğunu
Fark Etmeli.
Zenginliğin Ve Bereketin, Sofradayken Önünde Biriken Ekmek
Kırıntılarını Yemekte Gizlendiğini
Fark Etmeli..
FARK ETMELİ.
Ömür Dediğin Üç Gündür,
Dün Geldi Geçti Yarın Meçhuldür,
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,O Da Bugündür.

CAN YUCEL 

11 Ekim, 2013

MUZLU KEK

Hep okuduğum, hiç yapmadığım bir kekti muzlu kek. Dondurucuda ki muzları deneme zamanı geldi deyip, hafta sonu kolları sıvadım...Tarif benim çoğunlukla yaptığım 4,3,2,1 keki. Sadece içine 3 tane küçük muzu çatal ile iyice ezerek koydum, biraz tarçın, biraz zencefil ilavesi yaptım. Güzel kabardı, tadı güzel oldu. Banakalırsa siz de deneyin derim.

13 Eylül, 2013

RED VELVET CAKE/KIRMIZI KADİFE KEK 



Kızım bu kek tarifini internetten bulmuş ve denemiş. İçi sünger gibi, rengi dokusu çok farklı güzel bir kek. Cemre ilk yaptığında biz çok beğenmiştik. Daha sonra yaptıkça her yiyen tarafından çok beğenildi ve bizim için "Cemrenin Kırmızı Kadife Keki" oldu. Orijinal tarif aşağıda, banakalırsa deneyin derim, eminim siz de çok beğeneceksiniz.

RED VELVET CAKE/KIRMIZI KADİFE KEK 

Malzemeler:
1 su bardağı un
1,5 tatlı kaşığı kabartma tozu
1/8 tatlı kaşığı tuz
5 yemek kaşığı margarin (oda sıcaklığında)
3/4 su bardağı toz şeker
1 adet yumurta
3/4 su bardağı süt
1 tatlı kaşığı vanilya aroması
kırmızı gıda boyası



Tarif : Fırını 180 derecede ısıtın.Oda sıcaklığında yumuşamış olan margarin, mikser ile çırpılır ve üzerine şeker ilave edin ve çırpmaya devam edilir.İçine yumurta eklenip iyice karıştırılır.Başka bir kapta vanilya aroması, süt ve kırmızı gıda boyasını karıştırın.Un, tuz, hamur kabartma tozu birlikte eleyin.3 parti halinde kurular, aralarda 2 parti halinde yaş karışımlar ; mikser çırpma işlemine devam ederken ilave edin.Hazırlanan hamuru kapkek kalıplarına paylaştırılır.Fırında 15-18 dakika boyunca pişirilir.

05 Eylül, 2013

YAĞLI BİBER TURŞUSU





En son yazdığım yazının tarihine baktım da bir hayli zaman olmuş yeni bir şeyler yazmayalı. Aslında bir şeyler yazmayı çok seviyorum, sizlerle paylaşmayı, sizlerden yeni ve değişik şeyler öğrenmeyi,... ama; malum bazen hayat farklı farklı şeyler sunarken bize, günlük telaşlar, rutinin dışında gelen olaylar, bazen tatil, hastalık,... erteliyor sevdiğimiz şeyler yapmayı. Hani bir söz vardır ya "Kul kurar, kader gülermiş" diye. Kurduklarımız ile yaşadıklarımızın ritmi hiç tutmuyor bazen. Malum Eylül ayı geldi, benim en çok sevdiğim mevsimdir Sonbahar. Hele bir de bir Ormanda çalışıyor iseniz, tüm renkleri, tüm hüzünleri, mevsimin değişimini, yazın gidişini ...seyreder durursunuz. Eylül biz bayanlar için bir de telaş vaktidir. Malum kışlıklar hazırlanacak. Turşular, salçalar, reçeller, kurular yapmanın, dondurucuyu hınca hınç doldurmanın artık son demleridir. Bu turşu Esra arkadaşımın yaptığı, sadece yapmak ile kalmayıp benimle de paylaştığı yapımı kolay, yemesi keyifli bir turşu. Banakalırsa turşu yapma telaşın daysanız, bir de bunu deneyin derim.

Malzemeler

3-4 adet pet şişe
yapmak istediğiniz kadar acı/tatlı sivri biber 
her pet şişe için­;
1 çay bardağı yağ
1 çay bardağı sirke
2 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı şeker ile iyice karıştırılarak bir karışım hazırlanır. 

Pet şişelere biberin büyüklüğüne göre 2 yada 3'e böldüğümüz biberler aralara sarmısak da ilave edilerek dolana kadar yerleştirilir. Her pet şişe için 1 ölçü karışım ilave edilir ve şişenin ağzı kapatılır. 1 Hafta boyunca her gün, yatay olarak bırakılan şişe çevrilir ki, her yeri karışımı eşit olarak alabilsin. Sonrasında turşumuz hazır, istediğimiz zaman tüketebiliriz. Geçen kıştan kalan turşularım var inanın hala, yeni yapılmış gibi duruyorlar.

30 Mayıs, 2013



Can Yücel öyle güzel anlatmış ki..., üstüne diyecek söz yok.

Gitmek

Bugünlerde herkes gitmek istiyor.
Küçük bir sahil kasabasına,
Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...

Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı şey...
Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.

Öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.
Bir kendisi.
Bu yeter zaten.
Herşeyi, herkesi götürdün demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.

Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
Yani herşeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.

Böyle gidiyoruz işte.
Bir yanımız "kalk gidelim",
öbür yanımız "otur" diyor.

"Otur" diyen kazanıyor.
O yan kalabalık zira...
İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
Güvende olma duygusu...
En kötüsü alışkanlık.
Alışkanlığın verdiği rahatlık,
Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
Kalıyoruz...
Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.

Evlenmeler...
Bir çocuk daha doğurmalar...
Borçlara girmeler...
İşi büyütmeler...
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.

Misal ben...
Kapıdaki Rex'i bırakıp gidemiyorum.
Değil bu şehirden gitmek,
İki sokak öteye taşınamıyorum.
Alıp götürsem gelmez ki...
Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında,
Herkes onu, o herkesi seviyor.
Hangi birimizle gitsin?

"Sırtında yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardır;
Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,
Kendi imalatımız küfeler.

Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
Ölüm var zira.
Ölüme inat tutunmak lazım,
İnadına kök salmak lazım.

Bari ufak kaçışlar yapabilsek.
Var tabii yapanlar, ama az.
Sadece kaymak tabakası.
Hepimiz kaçabilsek...
Bütçe, zaman, keyif... Denk olsa.
Gün içinde mesela...
Küçücük gitmeler yapabilsek.

Ne mümkün.
Sabah 9, akşam 18
Sonra başka mecburiyetler
Sıkışıp kaldık.
Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
Bu kadar ağır olmamalı.

Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı, bir ömür yani.
Ne saçma...
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
Galiba.

Ben her bahar aşık olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç,
Ama olsun... İstemek de güzel.

CAN YÜCEL


19 Nisan, 2013

PATLICAN KEBABI

Uzun zamandır denemek istediğim, internette bir çok tarife baktıktan sonra, bir arkadaşımın kayıvalidesinin yapış şekli ile birleştirerek denemeye çalıştığım, hem görüntüsü, hem tadı, hem hafifliği, hem de yapılışının kolay olması nedeni  ile denenmesi gerektiğini düşündüğüm bir tarif. Banakalırsa en kısa zamanda deneyin derim.

PATLICAN KEBABI

Malzemeler
5 adet patlıcan
20 tane yuvarlak köfte
(orjinalinde köfte kıyması bıçak ile kıyılarak yapılıyormuş ve içine emek içi konmuyormuş. Benim dolapta hazır yapılmış, ekmek içli köftelerim vardı, onu kullandım)
4-5 adet biber
2 adet domates

Tepsiye üç parmak kalınlığında kestiğim patlıcanları (soymadan) bir patlıcan bir köfte olacak şekilde dizdim. Orta kısımda kalan boşluğa dörde böldüğüm domatesleri, üzerine ara ara çarliston biberleri koydum. 1 tatlı kaşığı kadar tereyağı küçük parçalara ayırarak üzerine koyduktan sonra, 1 yemek kaşığı kadar ayçiçek yağını tepsiye gezdirdim ve slikon fırça yardımı ile patlıcanların üzerine sürdüm. 1 çay bardağı kadar su ilave edip, fırında önce yaklaşık 45 dakika, sonra pişmediğini anlayınca bir 15 dakika daha ve 3-5 dakika da ızgarayı çalıştırarak pişirdim. Sonuç muhteşem, patlıcanları kabuğundan ayırıp, közlenmiş domatesler ile buluşturup, üstüne köfte tadıyla birleştirmek harika. Hafif ve lezzetli bir yemek. Yerken Ramazanda annemlere de yapmalıyım diye düşündüm. Bence sizde denemelisiniz.

11 Nisan, 2013

HAVUÇ TATLISI




Geçen kış ilk olarak bir arkadaşımda yemiş ve aromasını, hafifliğini, ilk defa yediğim bir tatlı olduğu için değişik olmasını çok beğenmiştim. Tarifi bilgisayarda bir hayli araştırıp, aşağıda adresini yazdığım sitede ki resime de mest olduğum için bu tarifteki gibi yaptım. Sonuç harika... arkadaşlarım da çok beğendi. Yaz/Kış yapılabilir güzel ve sunumu da şık bir tatlı. Ben kedidili yada etimek kullanmadım, üstüne krem şanti yerine hindistan cevizi serptim. Banakalırsa deneyin derim.



HAVUÇ TATLISI  (http://birtutamkekik.blogspot.com/2011/11/narli-havuc-ruyasi.html)
Malzemeler
·         1 kg havuç
·         1 su bardağından biraz fazla şeker (havuç da tatlı olabilir diye 1 bardak şeker koydum)
·         4 tepeleme yemek kaşığı nişasta
·         2 paket vanilya
·         1 limon kabuğu rendesi (ben portakal kabuğu koydum)
·         1 limonun suyu (ben portakal suyu koydum)
·         1 paket kedi dili yada etimek 
             Yapılışı
  1. Havuçları soyup,temizleyip, küçük parçalara ayırıp, tencereye alıyoruz ve  4 su bardağı suyla haşlıyoruz.
  2. Haşladığımız havuçları blendır veya robottan geçirin.
  3. Tencereye haşlanmış havuç suyunu alın. Eğer su azaldıysa kalan suyu tencereye ölçülü koyun yani suyu 4 bardak suya tamamlayacağız.
  4. Ölçü;1 bardak suya 1 yemek kaşığı nişasta şeklinde olacak.
  5. Tamamladığınız suyun üzerine nişastayı, şekeri, vanilyayı ve limon suyuyla rendelediğiniz kabuğunu katıp muhallebi gibi pişirilir.
  6. Kaynayınca içine püre yaptığımız havuçları ekleyip bir iki taşım kaynatın.
  7. Borcama kedi dili veya etimekleri dizip üzerine havuçlu karışım dökülür.
  8. üzerine 1 su bardağı sütle hazırladığımız krem şanti yayın ve narla süsleyin.(arzuya göre,ben krem şanti kullanmadım.)