02 Ocak, 2014

HOŞGELDİN YENİ YIL

Bizim evde de bir süslü yılbaşı ağacı vardı ama; bu ağacı görünce hem sizler ile paylaşmak hem de ağacı ölümsüz kılmak (malum söz uçar, yazı kalır:) ) için bloğa koymaya karar verdim. 2014 gönlünüzün istediği her şeyi dilerim getirir ve sağlık, huzur, paylaşma dolu, kinin ve nefretin en az olacağı bir yıl olur. Sevgilerimle....

Bu
Yılbaşı
Ağacımı
Hediyelerle
donatmak yerine,
her dalını bir dostumun
adı ile süslemek istedim.Yakın
dostlar, uzakta olan arkadaşlar. Eski
arkadaşlar, yeni dostlar. Her gün gördüklerim
ve ara sıra görüşebildiklerim. Hep aklımda olanlar
ve sıkca unuttuklarım… Her zaman yanımda olanlar ile
olamayanlar Kötü gün dostlarım, hep destek olanlar...Istemeden
üzdüğüm dostlar ve istemeden beni üzenler.... Cok yakınımda olanlar,
ulasamadiklarim, yıllardır görmediklerim, özlediklerim.... Vefa borcu olduklarım.
Bir telefon uzaklığında olanlar. Alçak gönüllüler, gönülden sevenler... Az yada cok
hayatıma girmiş tüm isimler…. Bu agaçta hepsinin kökleri sağlam, dalları uzun ve Güçlü
olacak. isimleri daima asılı kalacak… Her yeni yıl, eskilerin yanına yenileri eklenecek. Zor anlarda
ağacımın gölgesi dostları,
ve dostlukları bir nefes
serinletecek. Yeni yılla gelen
tum umutların, yeni başlangıçlarn,
dostların, bütün yeni günlerinizi
aydınlatması ve sizlerle
daha güzel an' lar
paylaşmak dileğimle.....

İYİ Kİ VARSINIZ

18 Aralık, 2013

ALBERT CAMUS/MUTLU ÖLÜM








Mutlu Ölüm 


"Mutlu Ölüm", 1930'ların sonuna doğru yazılan, ancak 1971 yılında yayımlanan bir roman. Albert Camus (1913-1960) için daha sevimli görünen "Yabancı", daha önce yazdığı "Mutlu Ölüm"ün yayımlanmasını erteletmiş olabilir. Çünkü roman sanatı, 40'lı, 50'li yıllarda daha çok romanın yapısal özelliklerine ağırlık veriyordu. Bir sanat yapıtının yaratıldığı dönemde kusur sayılabilecek kimi özellikleri, daha sonra erdeme dönüşebiliyor. Albert Camusnün ölümünden on bir yıl sonra günışığına çıkan bu romanını günümüzde öne çıkaran en önemli özellik, onun "romansı" oluşudur. "Mutlu Ölüm", yaratıcısı Albert Camusye otuz yıl sonra başkaldırmış ve özgürlüğüne kavuşmuştur. Bu roman, hem çağdaş bir yapıt, hem yazar-yapıt-okur ilişkisinin göz kamaştırıcı bir tanığıdır.


Açıkçası biraz zor okunan, farklı bir kitap Mutlu Ölüm. Kendince iyi bir hayat yaşadığını düşünen Mersault ağır bir nöbet geçirip yatağa düşer ve doktora bilinci açık ölmek istediğini söyler.Mutlu bir hayat yaşadığını düşünen Mersault mutlu ve bilinçli bir şekilde ölüme gider....Yazarın ilk okuduğum kitabı olduğundan mı?, adı insanı biraz boğduğundan mı bilinmez biraz zor okudum. Yine de banakalırsa okuyun ve siz kendi kararınızı verin diyebileceğim bir kitap.

06 Aralık, 2013

ELMALI RULO PASTA

Çocukluğumuzun tatları vardır ya hani, bu tarif o tatlardan. Hatta benim ilk mutfak ile haşır neşir olmamı sağlayan tariflerden biri belki de yapmaya başladığım ilk tarif. Yemeyi, yedirmeyi, yapmayı sevdiğim, iki tepsi çıkmasından dolayı çok bereketli, anılara alıp götüren ve hala kabul gören, belki de çoğumuzun bildiği, başka versiyonlarını yaptığı, banakalırsa deneyin diyeceğim bir tarif. Bu sene yapmak henüz kısmet olmadı, resimler geçen seneden kalma. Dökülen yapraklar nasıl ki Sonbaharı çağrıştırırsa, bu tarifte bana kışı çağrıştırır.






Malzemeler:

1 sana yağ
1 bardak zeytin yağ
1 kaşık kabartma tozu
1 bardak yoğurt

Aldığı kadar un 
İçi: 2 elma (rendelenmiş), 1 çay bardağı toz şeker, üstüne biraz tarçın atılarak pişirilir. Hamur ince olmamak   şartıyla merdane ile  açılır. Ve üçgen kesilir (önce dörde, sonra her dörtte bir ikiye). Elma geniş kenara konularak rulo şeklinde sarılır. Fırından çıkarılıp soğuyunca üstüne pudra şekeri dökülür. 

29 Kasım, 2013

AYŞE KULİN / DÖNÜŞ

Daha önce de mutlaka söylemişimdir, Ayşe Kulin'in tüm okuduğum kitaplarını büyük bir keyif ile okuyup, hızlıca bitirdim. Bu da onlardan biri. Bir önce okuduğum Grinin Elli Tonu gibi oldukça kalın bir serinin ardından, sular seller gibi bitti. Kitap "Gizli Anların Yolcusu" ve "Bora" nın devamı niteliğinde ve son kitap. Tavsiye ederim, banakalırsa henüz okumadıysanız siz de bir an evvel okuyun.






Arka Kapak yazısı

Gerçekler acıdır; acıtır, incitir...

Tam da hayatının yoluna girdiğini sandığı günlerde, önce annesinden gelen bir haber, ardından eski bir şapka kutusunda bulduğu mektuplar...

Derya'nın, iki yıldır sümenaltı edilen gerçekleri bir tokat gibi
öğrenmesi, onu dünyanın bir megakentinden ötekine savuracak, kaderi onu sarı bir sonbahar günü, açılıp açılmayacağını bile bilemediği bir demir kapının önüne kadar taşıyacaktır. Genç kız, acaba gizem dolu bu perdenin ardına geçebilecek midir?

Öğreneceklerini kabul edebilecek, kabul etse bile sindirebilecek midir?

O kapı açılırsa elbette...

Dönüş, aldatmanın, aldatılmanın, affetmenin, acıtan gerçeklerin
romanı

21 Kasım, 2013

EVDE ÇİKOLATA YAPIMI

Kızım bir iki seferdir evde gönlünce çikolata yapıyor. Hafta sonu teyzesinin doğum günü için yaptığı çikolataları sizlerle de paylaşmak istedim. Yapımı kolay. İki paket çikolatayı (sütlü/bitter) benmari usulü eritip, içine doğranmış fındık, fıstık,... ekleyip slikon kaliplarda buzdalıbına koyup, donunca alimünyum folyo ile sarıyor. Evde hali hazırda olan küçük keseleri de hediye kesesi yaptı. Banakalırsa çok hoş hediyelik oldu. Ben yaparken içine kuru incir ve kuru kayısı ile portakal kabuğu koyarak denemek istiyorum. Cemremin ki fikir versin banakalırsa sizde kahvelerinizin yanına gönlünüzce çikolatalar yapabilirsiniz.






07 Kasım, 2013

GRİNİN ELLİ TONU ÜÇLEMESİ

Elli Ton Uclemesi - 3 Kitap


Edebi olarak çok fazla göz dolduracak bir kitap olmamak ile birlikte, sanıyorum en çok okunanlar listesinde en üstlerde olan bu üçlemeyi (Grinin Elli Tonu, Karanlığın Elli Tonu, Özgürlüğün Elli Tonu) nihayet bitirdim. Kitabın konusu güzel ama erotik yönü zaman zaman özellikle ilk kitapta çok fazlaca olduğu için, bazen insan okumak ve okumamak arasında gidip geliyor. Arkadaşlarımın da en güzeli son kitap tavsiyesi üzerine sona kadar okuduğum üçlemenin bence de en güzeli sonuncusu olan Özgürlüğün Elli Tonu olu. Çok da banakalirsa okuyun diyebileceğim bir kitap olmamasına rağmen, bence konu etkileyici olduğu için, eğer üçlemeyi bitirecek sabrınız var ise ön yargısız okumaya çalışın derim...

24 Ekim, 2013

En çok İlkbaharı, arkasında sonbaharı ve yazı daha sonra kışı çok severim diye sıralarken, bu merdivenlerde dört mevsimi de ayrı ayrı seyretmeye bayılırım.Doğaya her bakışımda da "Fark Etmeli İnsan" der ve Can Yücel'in şiirini düşünürüm. Gerçekten fark etmeli ....Banakalırsa fark etmeli insan...





Farkında Olmalı İnsan...
Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı.
Farkı Fark Etmeli, Fark Ettiğini De Fark Ettirmemeli Bazen...
Bir Damlacık Sudan Nasıl Yaratıldığını
Fark Etmeli.
Anne Karnına Sığarken Dünyaya Neden Sığmadığını
Ve En Sonunda Bir Metre Karelik Yere Nasıl Sığmak Zorunda Kalacağını
Fark Etmeli.
Şu Çok Geniş Görünen Dünyanın, Ahirete Nispetle Anne Karnı Gibi Olduğunu
Fark Etmeli.
Henüz Bebekken 'Dünya Benim!' Dercesine Avuçlarının Sımsıkı Kapalı
Olduğunu, Ölürken De Aynı Avuçların 'Her Şeyi Bırakıp Gidiyorum
İşte!' Dercesine Apaçık Kaldığını
Fark Etmeli.
Ve Kefenin Cebinin Bulunmadığını Fark Etmeli.
Baskın Yeteneğini
Fark Etmeli Sonra.
Azraillin Her An Sürpriz Yapabileceğini,
Nasıl Yaşarsa Öyle Öleceğini
Fark Etmeli İnsan
Ve Ölmeden Evvel Ölebilmeli.
Hayvanların Yolda Kaldırımda Çöplükte
Ama Kendisinin Güzel Hazırlanmış Mükellef Bir Sofrada Yemek Yediğini
Fark Etmeli.
Eşref-İ Mahlukat (Yaratılmışların En Güzeli) Olduğunu
Fark Etmeli.
Ve Ona Göre Yaşamalı.
Gülün Hemen Dibindeki Dikeni, Dikenin Hemen Yanı Başındaki Gülü
Fark Etmeli.
Evinde 4 Kedi 2 Köpek Beslediği Halde
Çocuk Sahibi Olmaktan Korkmanın Mantıksızlığını
Fark Etmeli.
Eşine 'Seni Çok Seviyorum!' Demenin Mutluluk Yolundaki Müthiş Gücünü
Fark Etmeli.
Dolabında Asılı 25 Gömleğinin Sadece Üçünü Giydiğini, Ama Arka
Sokaktaki Komşusunun O Beğenilmeyen Gömleklere Muhtaç Olduğunu
Fark Etmeli.
Zenginliğin Ve Bereketin, Sofradayken Önünde Biriken Ekmek
Kırıntılarını Yemekte Gizlendiğini
Fark Etmeli..
FARK ETMELİ.
Ömür Dediğin Üç Gündür,
Dün Geldi Geçti Yarın Meçhuldür,
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,O Da Bugündür.

CAN YUCEL