29 Mayıs, 2014

26 Mayıs, 2014

KARDEŞİMİN HİKAYESİ/ZÜLFÜ LİVANELİ


Sakin bir balıkçı köyünde genç bir kadının cinayete kurban gitmesiyle başlar her şey. Dünyadan elini eteğini çekmiş emekli inşaat mühendisiyle genç, güzel ve meraklı gazeteci kızın tanışmasına da bu cinayet vesile olur. Kurguyla gerçeğin karıştığı, duyguların en karanlık, en kuytu bölgelerine girildiği hikâye, daha doğrusu hikâye içinde hikâye de böylece başlar. Modern bir Binbir Gece Masalının kapıları aralanır. Ancak bu kez Şehrazad erkektir.
Kardeşimin Hikâyesi aşkın mutlulukta ulaşılacak son nokta olduğuna inananları bir kez daha düşünmeye davet eden, aşka, aşkın karmaşıklığına ve tehlikelerine dair nefes kesen bir roman. Her sayfada yeni bir gerçekliği keşfedecek, kuşku ile kesinliğin sınırlarında dolaşacaksınız.

Mantıksız gibi geliyor ama o sabah uyandığımda tuhaf bir haber alacağımı biliyordum. Karadenizin lacivert dalgalarıyla baş başa kalmış olan bu ıssız köyde geçen her gün birbirinin aynısı olduğu için burada insanların heyecanla konuşacağı olaylara pek sık rastlanmazdı. O günün de ötekiler gibi sessizce akıp gitmesi gerekirdi ama galiba başka şeyler olacaktı. O mahmur sabah saatlerinde bir cinayet haberi alacağımı bilmiyordum elbette ama bir haber gelecekti. Daha yataktan çıkmamıştım, gözlerim kapalıydı, arkalarında fosforlu çizgiler bırakarak yıldırım hızıyla hareket eden mor tavşanları izliyordum. 


Daha önce de okuduğum tüm "Livaneli" kitapları gibi bir çırpıda biten, oldukça sürükleyici, akıcı ve özellikle son kitaplarında "kurgu olağan üstü" diye düşündüğüm, gözleme ve bilgiye dayalı harika bir kitap. Kitabın sonuna kadar ne olduğunu çözemeden, o mu?, bu mu? diye okudum. Son hiç beklemediğim bir sondu ve edebiyatçıların beyninin mühendisler gibi çalıştığını doğrular nitelikteydi. Banakalırsa okuyun derim. 

"Her insan bedeninin çürüyeceğini bilir ve korkar. Ama çoğu insanın ruhu gövdesinden önce çürür; nedense bundan kimse korkmaz."


02 Mayıs, 2014

UN HELVASI

Kandil dündü biliyorum. Sadece gecikmeli de olsa tarifimi koymak istedim. Çok güzel olan bu tarifi ben de bir arkadaşımdan almıştım. Aslında sanıyorum en güzel halini de hep onda yedim. Benim yaptığım aynı tarif olsa da, kendi yaptığımı da severek yesem de, hep arkadaşımın yaptığı en lezzetliydi. Güzel bir tarif, buram buram kokuyor. Banakalırsa deneyin derim. Bu arada geçmiş kandiliniz mübarek olsun.
UN HELVASI (DENİZ)

3 su bardağı un
1.5 su bardağı şeker
1.5 su bardağı süt
1.5 su bardağı su
1 paket margarin
1 paket dolma fıstığı

Yağ eriyince fıstığı pembeleşinceye kadar kavur sonra unu ekleyip kahverengileşene kadar tekrar kavur. Ayrı kapta hazırladığın soğuk şerbeti tahta kaşıkla karıştırarak kavurduğun una yavaş yavaş dökerek kıvama gelinceye kadar karıştır. Tencerenin kapağını kapatmadan biraz toz şeker serp. Kapağı kapalı 5 dakika beklet. 

28 Nisan, 2014

ERDAL ATABEK/İKİ GÜZEL KİTAP

kiskirtilmis-erkeklik-bastirilmis-kadinlik-erdal-atabek




Başımızı kaldırmamız gerekiyor.

Bize öğretilen yanlışlara karşı başkaldırmamız gerekiyor.
Bize söylenen yalanlara karşı başkaldırmamız gerekiyor.
Sevginin ayaklar altına alındığı bir çıkar dünyasında bizim daha çok başkaldırmamız gerekiyor.
Duygularımızı korumak için, duygularımızı geliştirmek için daha çok başkaldırı gerekiyor.
Hayatın gözüne içtenlikle bakmalıyız.
Hayatı sevdiğimizi söylemekten korkmamalıyız.
Kendimizi savunmak hayatı savunmaktır.
Elimizi sevdiğimiz elin üstüne koymaktan korkmamalıyız. Korkulacak olan, giderek yapay bir insan olmaktır.
Elimizi hayatın elinin üstüne koyalım.
"Seni seviyorum" diyelim.
"Seni ben seviyorum, bu sevgi benim özgürlüğümdür, bunu duyduğum sürece seveceğim."


durustluk-sevgili-cocugum-erdal-atabek
"Dürüstlük insan ahlakının temelidir.
Ama dürüstlük nedir?
...
Dürüst olmak, gerçekleri kabul etmektir. Dürüst olmak, 
her şey ve herkes için aynı ilkeleri geçerli kılmaktır.
Dürüst olmak, her zaman ve her koşulda doğru bildiğinin
yanında olmaktır. bunlardan ötürü de dürüst olmak
çok zor bir şeydir."

Erdal Atabek'ten kişisel gelişim için bir rehber kitap...

İki kitabı da mutlaka ama mutlaka okuyun derim. Banakalırsa çocuklarınıza da okutun. İkisi de çok güzel. Bir çırpıda, bir solukta okunuveren, okurken keyifle ama düşünerek okuyacağınız iki kitap. Sanırım fazla söze gerek yok, banakalırsa okuyun derim.

11 Nisan, 2014

Mustafa Balbay/Geçmiştin Geleceğe TÜRKİYE

Gülümsemek Direnmektir, Zulümhane, Zulümname, Heyecan Yaşlanmaz,... gibi kitaplarını severek okuduğum Balbay'ın Geçmişten Geleceğe Türkiyesi de rahat okunan, bilgi ve gezi anıları ile derlenmiş, severek okuduğum bir kitap. Banakalırsa mutlaka okuyun derim.

Gecmisten Gelecege Turkiye

4 yıl 9 ay tutuklu kaldıktan sonra özgürlüğüne kavuşan Mustafa Balbay'ın hapiste yazdığı son kitap, kendisiyle yaptığı uzun söyleşiden oluşuyor.Balbay bu kitabında 80 ülkeye yaptığı gezilerin anılarına 33 yıllık gazetecilik birikimini katarak Türkiye'nin tarihine, bugününe, geleceğine ilişkin düşüncelerini paylaşıyor. Kitapta ülke sorunlarını dile getiren gazeteci Balbaydan ülke sorunlarına çözüm arayan politikacı Balbaya geçişin izlerini bulacaksınız. (Arka Kapak)



27 Mart, 2014

ZARF/ÜÇGEN BÖREK


Malzemeler:

6 adet yukfa
peynir
yağ+süt'lü karışım (yarımşar bardak kadar)
yumurta

Yapımı oldukça kolay bir börek. Sadece bildiğimiz böreklerden kesimi biraz farklı. Bunu anlatabilmek için iyi resimlemeye çalıştım. Umarım anlaşılır olmuştur. 

Yufkayı tezagaha serip üstüne süt+yağlı karışımdan sürüp, her yanına yediriyoruz. Üstüne ikinci yufkayı koyup, aynı şekilde karışımdan sürüyor ve üçüncü yufkayı koyup, kare şekline getirip peynir yada istediğimiz harcı yayıyoruz. Sonra köşelerden katlayarak tekrar kare elde ediyor ve bunu üçgen şekillerde kesiyoruz. Yumurta sürüp kızaran kadar pişiriyoruz. Farklı şeyler yapmayı seviyorsanız, hem lezzetli de olan bu böreği de deneyin banakalırsa.


21 Mart, 2014

MADAME BOVARY

madame-bovary-hasan-ali-yucel-klasikleri-gustave-flaubert


Bir çok yerde ilk çağdaş realist roman kabul edilen "Madame Bovary" ilk kez 1857 yılında basılmış. En etkilendiğim kısmı ise bu kitaptan sonra bovarizm akımı oluşmuş ve psikolojide tatminsizlik, memnuniyetsizlik anlamına gelen bir rahatsızlık olarak yer almış. Boş yere değil kitabın yaklaşık ilk yüz elli sayfasında bir hayli sıkıldım. Hatta ruhum yoruldu demek daha uygun olabilir. Kadının ruh hali, gel git'leri ruhumu daralttı. Kızıma bir ara "psikolojim bozulacak galiba, sen nasıl bulmuştun? " diye sordum. Sonrası konuyu ve olayı yeterince kavradığınızda kadının ve kocasının ruh haline acıyıp, merak edip, ya neler oluyor diye bir çırpıda okumaya çalışıyorsunuz. Merak edenler için kitap, iyi kalpli olmasına karşın sıradan bir doktor olan Charles Bovary'nin yüksek idealleri ve aşırı bir lüks tutkusu olan romantik karısı Emma Bovary'nin, yaşamının tekdüzeliğinden sıyrılmak için girdiği durumları ve yaşadığı çeşitli gayrimeşru aşk ilişkilerini konu alıyor. Banakalirsa okuyun, oldukça farklı bir kitap.