13 Aralık, 2010

KARLI GEÇEN HAFTASONU VE YAYLA ÇORBA


Cuma akşamı başlayan kar yağışı ile Ankara bembeyaz bir Cumartesiye açtı gözlerini. Sizde de olur mu bilmem ama ben tutacak/tutmayacak, her yer buz olur, ayaz olur şimdi, eriyince çamur, trafik diyenlere inat büyük keyif alıyorum karın hem yağışından, hem de getirdiği keyfi zaman zaman fazlası ile götürmesinden. Bana göre kış ve soğuk olmasa, bahar bu kadar coşku ve keyif veremez ki insana, kar yağmasa, sıcacık bir kase çorba, dumanı üstünde kahve/çay...., insanı bu kadar mutlu edemez ki. Bu gün sabah servise yetişme telaşı ve dikkatli yürüme çabası içinde iken, havanın bir hayli soğuk olduğunu ve iki gündür evden hiç çıkmadığımı fark ettim. İki gün hem yorucu, hem telaş içinde ve Durucuğu beklemek ve Durucuğu(yeğenim) uğurlamak ile geçti. Daha önce söylemeye fırsat olmadı biliyorum son bir/bir buçuk aydır yürüyor. Her şeyi anlatıyor ve anlıyor, ama konuşmuyor henüz (bir-iki ufak tefek söz dışında). Eşim ve beni inanılmaz mutlu ediyor, bir bebeği özlemenin ve onun verdiği keyfi yaşamanın mutluluğu ile bir daha ki görüşmeye kadar Duru sayıklayıp duruyoruz. Eve hareket getirmesi, yüzümüzü güldürmesi..., bir tarafa inanın evin kokusunu bile değiştiriyor.

(Bakmayın siz bebek dediğime artık 17.5 aylık oldu bizim prenses)

Miss gibi bebek kokusu yayılıyor ortalığa. Sürekli ayağımızın dibinde dolanıyor en güzel sesi ve gülüşü ile (babba, babba). Biraz muzurluk yapacak olsun inanılmaz bir şirinlik ile gülüyor ve sizi de güldürmeye çalışıyor. En son öğrendiği şey ise uykusu geldiğinde size öpücük gönderip el sallaması. Her şeyi ıh ıh, diyerek anlatıyor. Onun hakkında yazacak çok şey var ama, bunlar bir çırpıda aklıma gelenler. Dilerim bahtın güzel olsun küçüğüm, yüzün hep gülsün, sağlıklı ve mutlu ol.

Kar, buz, soğuk ve durucuk derken az kalsın çorba tarifimi vermeyi unutuyordum. Yayla çorba çoğumuzun mutfağında pişen, özellikle annelerimizin çok yaptığı, zaman zaman sorun çıkarsa da severek tükettiğimiz bir çorbadır. İlk yaptığım dönemlerde bir iki defa kesilmişti ama, sora sora püflerini öğrendim, artık sorun olmuyor. Yayla çorbanın altını söndürmeye yakın tuz koyar iseniz, tencerenin kapağını hemen kapatmaz ve yoğurdu soğuk suya eklerseniz genellikle hiç problem olmuyor. Aslında gözkararı yapmak ile birlikte tarif vermeye çalışacağım.



YAYLA ÇORBA

1 çay bardağı pirinç
4-5 kaşık yoğurt
1 yumurta
2-3 kaşık un

Yoğurt, yumurta ve unu çırpıcı ile çırpıp hazırlıyorum. Bir tencereye yaklaşık 2 bardak kadar su ve pirinçleri ilave edip, pirinçler biraz pişene kadar kaynatıyorum. Daha sonra 4-5 bardak soğuk su ilave edip, çırpıcı ile karıştırarak yoğurt/yumurta/un karışımını ekliyor ve kaynayana kadar karıştırmaya devam ediyorum. Kaynadıktan sonra altını kısıp, tuzunu ekleyip, özleşene kadar pişiriyorum. Servis etmeden önce, tereyağ, pul biber ve nane hazırlayıp, üstüne döküyorum. Hem besleyici, hem içinizi ısıtıp, miss gibi kokan bu çorbayı yapanlar zaten bilir, yapmayanlar da banakalırsa bir an evvel denesin.

2 yorum:

YEMEK VAKTİ AYLİN dedi ki...

Bebek o daha bebek:)17,5 aylık hem daha.Benim yiğenim 3 yaşında ama gözümde hala bebek:)

Yayla çorbasını çok severim eeee bu karda kıyamettede insanın aklına çoradan başka bir yemek gelmiyor:)ellerinize sağlık

saniyesultan dedi ki...

kızımın en sevdiği çorba....kızınızın en tatlı zamanları keyfini çıkarın....