14 Nisan, 2010

ALTIN SIVI "ZEYTİNYAĞI"

Cennette iki tane ağaç olduğuna inanılır. Bir tanesi İncir Ağacıdır, Gerçeği temsil eder. Diğeri ise Hayatı temsil eden Zeytin Ağacı .Meyve suyu gibi tüketilebilen tek meyve yağı zeytinyağıdır.

Zeytinin insanlık tarihindeki önemi bütün kutsal kitaplarda, yaratılış ve yerleşim destanlarında anlatılmaktadır. Tarih boyunca, zeytin ağacına verilen değeri anlamak için, insanoğlunun ona umut, barış, zafer gibi anlamlar yüklediğini, hatta kimi toplumlarda ağacın ve meyvesinin kutsal sayıldığını bilmek yeterlidir. Yaşadığımız modern çağda ise, altın sıvı zeytin yağı yeni bir statü kazanmıştır: Sağlık ve lezzet ve saflık..

Zeytinyağı,




Koroner hastalıları önlemekte önemli bir fonksiyonu olup, ayrıca kemik gelişimi, beyin ve siniri sistemi üzerinde etkilidir.
Kolesterol seviyesini düşürdüğü gibi, atreiosclerosise engel olmaktadır. Yüksek kan basıncını ve diyabeti önlemektedir.
Sindirim sistemini düzenleyerek gastrit ve ülsere engel olmakta, safra kesesi taşlarının oluşumunu engellemektedir.
Anne sütündeki yağa eşdeğer tek nebati yağdır.
Bebek pişiklerine, cilt kurumalarına iyi gelen doğal nemlendiricidir. Cildi güzelleştirir.
Karaciğeri çalıştırır, temizlenmesine yardımcı olur.
Vücudu besler.
Tok tutar.
Kolesterolün düşürülmesine yardımcı olur.
Kalp ve damar sağlığını korur.
Safra kesesi için çok faydalıdır.
Raşitizm hastalığı için faydalıdır.
Kabızlık için faydalıdır.
Böbrekleri temizler ve taşların düşmesine yardımcı olur.
Vücudu genç ve dinç tutar.

Ve elbette bütün bunların yanı sıra, yiyeceklerimize lezzet katan harika tadını ve kokusunu unutmamak gerekir. O kadar kıymetlidir ki ona bir anlamda “altın sıvı” da diyebiliriz. Zeyinyağının içinde bol E vitamini, kalsiyum, fosfor ve demir bulunmaktadır. Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre, zeytinyağı en çok Yunanistan’ın Girit adasında tüketiliyormuş ve burada Kalp ve Damar hastalıklarına çok az rastlanıyormuş.
Zeytinyağını kullanırken ondan maksimum yararı sağlayabilmek içinse yapılması gerekenler vardır. Örneğin zeytinyağını yemeklere en son aşamada katmak bunlardan ilkidir. Çünkü zeytinyağı maruz kaldığı ısıyla birlikte özelliğini kaybeden bir malzemedir. Zeytinyağının bekleme süresi, yani tazeliğini koruyabilmesi için geçecek maksimum süre ise iki hasat zamanı arasındaki kadar zamandır. Yani maksimum bir yıl diyebiliriz. Zeytinyağının saklanırken hava almaması, loş ve rutubetsiz bir ortamda bekletilmesi gerekmektedir. Nem, ışık ve hava zeytinyağının düşmanıdır. Bunun için de zeytinyağını saklamak için seçeceğiniz kabın ışığı geçirmemesi çok önemlidir. Bu yüzden uzmanlar zeytinyağının ya koyu renk cam şişelerde ya da toprak kaplarda saklanmasını öneriyorlar. Zeytinyağı şişesinin mümkün olduğu kadar dolu olması ve mümkünse mantar tıpayla kapanmaması da dikkat edilmesi gereken diğer hususlar. Bu arada zeytinyağının kalitesini dışarıdan rengine bakarak anlayamayacağımız, rengin kalite ile değil zeytinin çeşidi, olgunluk durumu ve hasat zamanı ile ilgili olduğu da bilmemiz gerekenler arasındadır. Bir de Naturel Zeytinyağının salata ve soslarda çiğ olarak tüketilmesi, Riviera zeytinyağının özellikle yemek ve kızartmalarda ve her türlü soğuk yemeklerin hazırlanmasında kullanılması, Rafine zeytinyağının ise hafifliği ile, sebzelerin marine edilmesinde, fırında ve ocakta kızartma yapmak için kullanılmasının en ideal ve sağlıklı seçim olduğu uzmanlar tarafından belirtilmektedir. Ülkemiz zeytinağcı yetiştiriciliği yönünden bir cennet olduğuna göre banakalırsa bu sağlıklı ve doğal üründen maximum oranda faydalanmalıyız ...

1 yorum:

Yildiz dedi ki...

zeytinyağı hayat kaynağı:)
onsuz lezzetli olmuyor yemekler...
şifa -i niyetine afiyet olsun...